Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Bu nasıl bir ülke? 17.10.2011

17 Ekim 2011 Pazartesi Saat 14:42

Makamı ne isterse olsun fark etmez…
Bir insanın kimlik bilgileri ve banka hesapları ‘tamamen denetimsiz’ olan ve sadece ‘sahte kahramanlık’ zihniyetinin egemen olduğu bu ülkede tüm gazetelerde yayınlanabilir…
Hatta çoğaltılarak elden ele dağıtılabilir…
İşlerine geldiğinde ‘etik’ sözcüğünü anımsarlar ve hemen ona sarılırlar…
İşlerine gelmediğinde etiksizliğin en alasını yaparlar…
Eroğlu; siyasi yaşamında bazı çevrelerle ters düştüğü için, banka hesaplarının ele geçirilmesi bir numaralı ‘etik’ savunucusu bir partinin milletvekili tarafından büyük bir siyasi başarı olarak sahneye kondu…
Meclis kürsüsüne çıkarak, üstelik uluslararası alanda en ünlülerden biri olan HSBC’nin, iki şubesinden elde edilen hesap dökümlerini açıkladı…
Sonra da bayan görevlinin eline bir tomar belge sıkıştırarak “bunları milletvekillerine ve basına dağıtınız” dedi…
Oturumu yöneten de olanları sessizlikle izledi…
“Büyük başın büyük belası var” derler…
Bundan 10 yıl önce bu ülkeye beş parasız gelip, üç beş tane Rum arsası koparan ve Annan sonrasında bunları ‘arsa’ tanımlamasıyla satışa çıkaranların banka hesaplarıyla veya yurt dışına kaçırdıklarıyla ilgilenen bir tane ‘kahraman mebus’ göreniniz oldu mu?..
Göremezsiniz…
Çünkü onlardan oy beklentisi vardır…
“Belki birkaç oycuk gelir de yine mebus seçiliriz” zihniyetinin hakim olduğu bir ülkede yaşıyoruz maalesef…
Neyse Eroğlu olayını geçiyorum…
Sayın Cumhurbaşkanı, bizzat yüzleştiği bu olay sonrasında biraz gerilere gider ve bu ülkenin çarpık siyasetinin düzelmesi için kendisinin de yapmadığı işleri gözünün önünden geçirirse iyi olur…
Bu saatten sonra ‘keşke’lerin hiçbir anlamı yoktur…
Gelelim Sarris olayına…
Bu adam Güney Kıbrıs’ta maliye bakanlığı yapmış, ekonomi alanında ünlü bir isimdir…
Avrupa Birliği tarafından önemsenen bir siyasetçidir…
Halen yürütülmekte olan müzakerelerde ekonomi komitesinin başkanıdır…
Çözüm yanlısı olduğu için de en fazla ilerlemenin ekonomi başlığında sağlanması bir tesadüf değildir…
Merkez Bankası başkanlığı ile Kamu Hizmeti Komisyonu başkanlığının dönüşümlü olmasına destek vermesi çok önemlidir…
Sarris’in ‘yasaların engel olmadığı’ kişilerle istediği şekilde seks ilişkisine girmesi elbette onu ilgilendiren bir olaydır…
Ancak; Kuzey Kıbrıs’ta ‘ters ilişki’yasaktır...
Bu yasak ortadan kalkmadığı sürece, kim isterse olsun suç işlemiş sayılır...
Sarris’in, çözümsüz bir ülkede, Türk tarafına geçerek 18 yaşın altındaki çocuklarla seks ilişkisine girmesi de bir suçtur…
Böylesi suçlarla mücadelenin öncülüğünü dünyanın en demokratik ülkelerinden biri olan İsveç veriyor…
ABD’nin Lefkoşa Büyükelçiliği de belirli aralıklarla konferanslar organize ederek, çocukların para karşılığında sekse zorlanması veya yönlendirilmesinin ağır bir suç olduğunu Kıbrıslıların kafasına sokmaya çalışıyor…
Öyleyse Sarris’in hatası, Kuzey Lefkoşa’daki bir evde, polisin iddiasına göre erkeklerle ters ilişkiye girmesi veya çocuğu da soyarak, tamamen çıplak vaziyette masaj uygulatmasıdır…
Sıradan bir adam olmadığı için böylesi bir ilişki sonrasında Sarris’in gündem olması ve medyaya yansıması çok doğaldır…
Ne var ki; bizdeki ‘etikçiler’ koro halinde yine bazı gazeteleri suçlamaya başladı…
Bu tür habercilik olur muymuş?..
Bal gibi de olur…
Avrupa ve Amerika medyasında da böylesi olaylar manşet haber olur…
IMF Başkanı’nın olduğu gibi…
Garip olan şu ki; Sarris’in bir numaralı avukatı kesilen bu kesimler, 18 yaşın altındaki çocukların ‘yemek parası için’ ters ilişkiye girmelerini görmezden ve duymazdan geliyorlar...
Onların istismar edilmesini ve korumasız bırakılmasını eleştiren bir Allah’ın kulu gördünüz mü?..
Göremezsiniz…
‘Etik’ kuralları sadece onların beyinciklerinin öngördüğü kişiler ve kendi yaşamları için geçerlidir…
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun banka hesapları haksız bir şekilde açıklandı…
Bazı bakan ve gazetecilerin kimlik kartları gazetelere basıldı…
Fakat bir Allah’ın kulu çıkıp da insan haklarına yönelik bu saldırıları, yasa dışılığı sorgulamadı…
Özel yaşamın korunmasını, Sarris’in tutuklanması sonrasında anımsadılar…
Peki bu ülkede yaşayan Hataylı çocukların para karşılığında satılması…
Bunları kim sorgulayacak?..
O çocukların haklarını kim koruyacak?..
Onların bu ülkede hangi şartlarda yaşadıklarını, niçin bu durumlara düştüklerini, tarihi Reşadiye sokağında, İrfan Bey’de, Nidadi’de, Akkavuk’ta, Çağlayan’da daha ne tür olayların meydana geldiğini kim araştıracak?..
Nerede kahraman mebuslar?..
Nerede çocuk hakları savunucuları?..
Nerede ‘insan hakları’ koruyucuları?..
Nerede adalet?..
Nerede devlet?..

 

 

Bu yazı toplam 11070 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans