Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Yollar, levhalar ve takvimler

05 Eylül 2011 Pazartesi Saat 10:55

Uzun bir tatil süreci geçirdik...
Üç günlük dini bayramı bahane ederek, devlet dairelerinin kapısına 9 gün süreyle kilit vurduk...
Vurmasak ne olurdu?..
Devlet şaha mı kalkardı?..
Mevcut zihniyet değişmedikçe, KKTC’nin sorunları çözülebilir miydi?..
Basit sorunlar vardır...
Sadece bir tanesine değineceğim...
Trafik kazaları kabusa döndüğü için, trafik ikaz levhalarından söz edeceğim...
Kıbrıs’a ilk kez gelen bir insanı düşünün...
Araba kiralayan bu insan, tarihi ve turistik yerleri görmek istiyor...
Lefkoşa-Mağusa, Lefkoşa-Lapta, Girne-Güzelyurt, Lefkoşa-Yadidalga ve diğer ana yollarda, AB kurallarına uygun, uyarıcı ve bilgi verici levha bulamıyor...
Birçoğu yolunu kaybediyor...
Bu ülkeye gelen ‘turistlerin’ büyük bir çoğunluğu Türk vatandaşı olduğu halde, KKTC trafiğinin soldan seyrettiğini vurgulayan bir tane ikaz levhasını gören var mıdır?..
Dikkat!!! Soldan sürünüz!!!
KKTC yollarında böylesi bir uyarı levhası göremezsiniz...
Öyleyse karayolları ne yapıyor?..
Karayolları, 9 günlük tatilde ne yaptı?..
Karayolları 37 yılda neyi başardı?..
Güney Kıbrıs’a geçtiğiniz zaman, sık sık ikaz levhalarıyla karşılaşırsınız...
Yollar mükemmel...
İkaz levhaları dikkat çekici özelliklere sahip...
Refüjlerin tümü fosforlu...
İnsan, kendini çok daha emniyette hissediyor...
Binlerce insanımızın, Lefkoşa’dan, Mağusa’ya veya Karpaz’a gitmek yerine, Larnaka, Limasol ve Baf’a gitmeyi tercih etmesinin ana nedenlerinden bir tanesi de yol güvenliğidir...
Hemen her konuda olduğu gibi trafik konusunda sınıfta kalmış, insan hayatının önemsenmediği bir ülkede yaşıyoruz...
Yüzlerce kez yazıldığı, uyarıldığı halde eğer bu düzen değişmeyecek, insan hayatına önem verilmeyecekse...
Çökmüş bir sistemin üzerinde siyaset yapma ve iktidar olma geleneği devam edecekse...
Dünya kültürü almış, başarılı insanlar bir köşelerde etkisizleştirilirken, bu ülkeyi el öpen ve öptürenler yönetecekse...
Sayın Davutoğlu’nun önerdiği ‘çözüm takvimine’ sarılmak doğru olandır...
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Kıbrıs sorununun çözümü için 31 Haziran 2012’yi işaret etti...
Haziran ayı 30 çektiği için, ben bu tarihi bir gün öne alıyorum...
Her iki toplumun da, çözümsüz bir ülkede yaşanan ve yaşanacak sıkıntıları dikkate alarak adım atmasının önemine dikkat çekmek istiyorum...
Çözümsüz Kıbrıs; 250 binden fazla Kıbrıslı Rum ve Türkün ‘mülklerine kavuşamaması’ demektir...
Çözümsüz Kıbrıs; adanın bir tarafının Avrupa, diğer tarafının Avrupa ile Afrika arasında bocaladığı bir düzenle yönetilmesi demektir...
Çözümsüz Kıbrıs; göçlerin ve iflasların artması, belirsizliklerin yol açtığı psikolojik sorunların içinden çıkılmaz hal alması demektir...
Öyleyse; liderler 30 Haziran 2012’ye sarılmalı ve kalıcı bir çözüm için mutlaka uzlaşı yollarını arayıp, bulmalıdırlar...
Siyasetçiler sadece bugünü ve kendi koltuklarını düşünerek hareket edemezler...
İş bekleyen, huzur arayan çocuklar var...
Sağlıklı bir ortamda büyümeyi hak eden torunlar var...
Onların geleceğini düşünerek siyaset yapılmalıdır...

Bu yazı toplam 1959 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans