Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Dava, dayanışma ve kazanma 04.08.2011

04 Ağustos 2011 Perşembe Saat 09:46

Kıbrıs’ta yaşayan iki ayrı ırk ve iki farklı kültür vardır...
Bir kısım insan “biz Kıbrıslıyız, birbirimizden farkımız yok” dese bile gerçek o değildir...
Avrupa Birliği’nin yapmış olduğu son kamuoyu araştırmasının sonuçları da bunu gösteriyor...
Bir tarafın insanları “biz Yunan kültürüne bağlıyız” diyor, diğer taraf da Türk kültürüne bağlı olduğunu söylüyor...
Bugüne kadar pek irdelenmemiş bir başka farklılığı daha var Kıbrıslıların...
Çok ince bir nokta ama çok önemli...
Yardımlaşma ve dayanışma anlayışlarımız çok farklı...
Bundan 37 yıl önce, Kıbrıslı Türkler arasında zengin insanımız çok azdı...
Bir insanın on bin Sterlin biriktirebilmesi mucizeydi...
Şimdi; binlerce insanın banka hesaplarında veya yastık altında çok daha fazla para vardır...
Bir de Sterlin cinsinden emlak milyonerlerini düşünün...
Bunların kaç tanesinin, bu ülkedeki eksikliklerin giderilmesine yardımcı olduğunu bilen var mıdır?..
Bir örnek vereceğim;
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Başsavcısı Kriton Tornaridis, aynı zamanda KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın ustası sayılırdı...
Tornaridis hayatta değildir...
Oğlu Yorgo, yetmiş yaşın üzerinde, emekli bir avukattır...
Sayın Denktaş’ı gençlik yıllarından beri tanıyor...
Yorgo’nun oğlu Nikos Tornaridis, iki dönemdir DİSİ milletvekilliği yapıyor...
Kormacit’te, Sadrazamköy’de, Kayalar’da çok sayıda arazisi ve bir de evi vardır...
Güney Kıbrıs’ın değişik bölgelerinde de paha biçilmez arazilerinin olduğu söyleniyor...
Yorgo’nun iki tutkusu vardır:
Kediler ve deniz kabuğu kolleksiyonu...
May Cats adlı kitabı, Kıbrıs dışındaki ülkelerde de satılıyor ve büyük ilgi görüyor...
Deniz kabuğu kolleksiyonu o kadar bir genişledi ki; birisi Larnaka’da, 2 tanesi de Ayia Napa’da olmak üzere üç tane müze kurmak zorunda kaldı...
Müzeleri kuran Yorgo, işleten ve sahipliğini üstlenen ise devlet...
Bu basit bir örnektir...
Herşeyi devletten beklemek yerine, kazanan ve becerebilen insanların, gerektiğinde olanaklarının bir kısmını devletiyle, insanlarıyla paylaşabilmeleri çok önemlidir...
Güney’de yüzlerce Yorgo vardır...
Kültür ve sanat etkinliklerine, propaganda faaliyetlerine, yardıma muhtaç çocukların eğitimlerine büyük katkı sağlıyorlar...
Çok sayıda Kıbrıslı Türk’e böbrek nakli yapan Parasgevayidis Vakfı’na bağlı hastane bir başka örnektir...
Zengin bir doktorun kurduğu böbrek hastanesi, bugün dünyanın en başarılı hastanelerinden biridir...
Şimdi geçiyorum çok taze bir habere...
Dünkü KIBRIS’ta, Rum işadamı Photos Photiadis’in bir açıklaması yer aldı...
Alithia gazetesinden alıntı yapılan bu haberde, Rum işadamının müzakerelerin terk edilmesi yönünde çağrı yaptığı belirtiliyordu...
Kendine göre; Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, 20 Temmuz’daki açıklamaları, müzakerelerin kesilmesi için güçlü bir nedendi...
Rum Yönetimi’nin bunu gerekçe göstererek, müzakerelerden çekilmesini ve uzun vadeli bir mücadele programı hazırlanmasını istedi Rum işadamı...
Photiadis, ileri yaşlarda olduğu için hâlâ Makarios’un ‘uzun vadeli mücadele’ ruhuyla yaşıyor...
Yılda 30 milyon litre bira üreten Carlsberg fabrikasının yanı sıra büyük bir grubun yönetim kurulu başkanlığını yapıyor...
Grup bünyesinde Agros, Vitalia ve Blu suları, ENA meyve suyu, inşaat şirketi, Universal sigorta, değişik yerlerde tatil kompleksleri ve çok sayıda ünlü yabancı markaların Kıbrıs distribütörlüğü var...
Çözüm olması halinde en büyük korkusu, Efes birası ile rekabette yaşayacağı tehlikedir...
Kıbrıslı Rum meslektaşım, Annan Planı’na “hayır” kampanyasının en büyük destekçilerinden birinin Photiatis’in olduğunu çok kez söyledi...
Photiatis her fırsatta, Güney Kıbrıs’ın ileri gelenlerine “ne yani düşmanımızı içimize mi sokacağız” diyor ve çözüm önerilerine karşı çıkıyor...
Uzun vadeli mücadele sonunda, Kıbrıslı Türklerin teslim olacağını, Türkiye’nin adadan çekilmek zorunda kalacağını düşünüyor...
Ve o gün gelinceye kadar Rum ekonomisinin ‘Türk tehlikesinden’ uzak kalması için, diğer ‘OHİ’cilerle birlikte mücadele veriyor...
Bizde iki tane ihale alamayanların, güneye teslim olma yönünde mesaj verdiklerini duyduğunuz zaman, Rumların kendi ulusal davalarına karşı bağlılıkları karşısında üzülmez misiniz?..
Tekrar ediyorum; 1974 öncesinde banka hesabında 10 bin Sterlini bulunan Kıbrıslı Türk sayısı yok denecek kadar azdı...
Şimdi milyonlardan söz ediyoruz...
Ve Kıbrıslı Türk sterlin milyonerlerinin, geçmişle, bugün arasında ciddi bir mukayese yaparak, kazandıklarının ufak bir kısmını olsun kendi insanlarıyla, kendi devletleriyle paylaştıklarını görmek istiyoruz...
Dıştan ucuz işgücü getirerek “daha çok kazanma’ hırsı yerine, ülkemizdeki işsiz gençlere sahip çıkmalarını, onlara ‘ilerleme fırsatı’ tanımalarını bekliyoruz...
“Çok şükür kazandırana” diyerek, okul ve sağlık ocağı yapımlarına, gençlerin eğitimine, kültür ve sanat etkinliklerinin gelişmesine, yeşil park yapımlarına, müze yapımlarına katkı sağlamalarını özlüyoruz...
Yorgo’nun güneydeki 3 müzesine karşılık, kuzeyde bir tane açabilen çıkarsa, onu ayakta alkışlamaya varız...
Güzel günlere varabilmenin yolu dayanışmadır...
Birlikte kazanmak, birlikte ilerlemektir...

Bu yazı toplam 1802 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans