Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Ders çıkarmak 15.07.2011

15 Temmuz 2011 Cuma Saat 12:20

Bugün, Kıbrıslı Rumlar için büyük felaketin başlangıç günüdür...
Yunan Cuntası’nın, Makarios’a karşı giriştiği kanlı darbenin 37’nci yılındayız...
Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı Başpiskopos Makarios, silah zoruyla devrilmiş, yerine Nikos Samson getirilmişti...
Kanlı darbede çok sayıda Makarios yanlısı Kıbrıslı Rum da hayatını kaybetmişti...
O sıcak günleri yaşayan bir Kıbrıslı Rum ile karşılaştım...
Halen kırk dolayında Kıbrıslı Türkün, Rumlarla birlikte yaşadığı Bodamya köyünde ikamet ediyor...
Köy kahvesindeki sohbetimizde, başından geçenleri şöyle özetlemişti:
“Darbe başladığında eşim 9 aylık hamileydi ve doğurmasına sadece 3 gün kalmıştı. Lefkoşa’da, Kaymaklı bölgesindeki evimize geldiler. Kapıyı açtığımda üzerime silah doğrultan genci tanıdım... Yanımda çalışan işçiydi. Silahı indirmesini söyledim. O da emri ustadan değil cuntadan aldığını söyledi ve derhal evi boşaltmamızı istedi. ‘Oğlum deli olma, karım sokakta mı doğuracak’ dedim, dinlemedi ve evimizi terk etmek zorunda kaldık. Emirlere baş kaldıran ve hayatını kaybeden arkadaşlarım vardır. Türk askeri gelmeseydi, bizden daha çok kişinin kellesi gidecekti...”
Bunları neden yazdım?..
Faşist darbenin, Kıbrıslı Rumlara verdiği zararı somut bir örnekle anlatmak için...
Darbenin arkasından 20 Temmuz Barış Harekatı geldi...
Hala gerçekleri görmemekte direnen bazı Kıbrıslı Rumlar, 1974 öncesini konuşmaya başladığımız zaman rahatsız oluyor…
Özellikle suç işleyenler, ya da suça ortak olanlar, 1963-1974 yıllarında yaşananların konuşulmasını ve tartışılmasını istemiyorlar…
Fakat; sağlıklı bir sonuca varabilmek için tarihi bir bütün olarak değerlendirmek zorundayız…
İki toplumun 1974’te ayrıldığını söylemek doğru değildir…
İki toplumun 20 Temmuz 1974 Barış Harekâtı yüzünden düşman olduğunu iddia etmek de doğru değildir…
Makarios; 1963 yılının Aralık ayında kanlı saldırıları başlatmamış olsaydı, iki toplum birbirinden ayrılmazdı…
Hiç kimse evini, işini ve canını kaybetmezdi…
İnsanlar, doğdukları köylerden ve şehirlerden uzaklarda yaşamaya zorlanmazdı…
Bugün yüz binden fazla Kıbrıslı Türk ile Kıbrıslı Rum’un İngiltere’de yaşamasının ana nedeni Kıbrıs’taki çatışmalardır…
Öyleyse tarihi doğru okumak zorundayız…
Kıbrıs’ta kalıcı bir anlaşma isteniyorsa, iki toplumun haklarına, din, dil ve ırk farklılığına saygılı olmak gerekir…
Geçmişte hiçbir şey olmamış, hiçbir acı yaşanmamış gibi davranmak, Kıbrıslı Rumları haklı çıkarmaz.…
Kıbrıslı Türkler de geçmişi unutarak, özellikle güvenlik açısından tatmin etmeyen bir anlaşmaya gözü kapalı bir şekilde onay veremez…
Kıbrıslı Türklerin geçmişten kalan ciddi korkuları vardır…
Doğru yolu bulmak için doğru teşhis koymak zorundayız…
Her iki toplumun da kaygılarını giderecek, kalıcı ve sağlam bir anlaşmak için hala fırsat vardır...
Liderler, bu son fırsatı iyi değerlendirmelidir...

 

Bu yazı toplam 1833 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : info@kktcmedya.com | Yazılım: Doğru Ajans