Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Şebekeler ve polislik işler 14.05.2011

14 Mayıs 2011 Cumartesi Saat 13:37

Adam, Kuzey Kıbrıs’a bir şekilde yerleşmiş...
Vatandaş olmuş, ya da olmamış fark etmez...
Bir şirket kurmuş ve çalışmaya başlamış...
Son yılların en karlı sektörünü hedef seçmiş...
Yani çalışma izinlerini...
İlgili daireye mektup yazarak, ‘temizlik işçisi’ adı altında, firmasında çalıştıracağı kişinin ismini veriyor...
‘İçeride’ kendisine yardımcı olacak birilerini de buluyor ve yolunda ilerliyor...
Kuzey Kıbrıs’a ilk kez gelmiş, para biriktirip, ülkesine döneceğini hayal eden Türkmenistanlı’nın veya Türk vatandaşının önüne bir hesap koyuyor ve başlangıç parası olarak 3 bin 500 TL talep ediyor...
Zavallı işçi, daha işe başlamadan ve para kazanmadan, ülkesinden getirdiği 3 bin 500 TL’yi ‘tefeci şirkete’ kaptırıyor...
Ardından, işçiye yol gösteriliyor:
Git buradaki bir yakınından yardım iste, seni evlere temizliğe göndersinler... Ancak, çalışma iznini biz aldığımıza göre her ay buraya gelecek ve 360 TL sigorta parası bırakacaksın...
Bu parayı senin adına biz yatıracağız...
Yol sokak bilmeyen işçi kadın veya adam, bir süre sonra çalışmaya başlar...
Her ay muntazam bir şekilde ‘tefeci şirkete’ 360 TL öder...
Sigorta primlerinin yatırılmadığının farkında bile değil...
Bir süre sonra kaçağa düşünce, nasıl da aldatıldığını anlar ve kafasını duvara vurmaya başlar...
Tefeci şirketin temsilcisi, yaptıklarından utanmak ve adaletten korkmak yerine, tehdit de eder...
Nasıl mı?..
Yurt dışına ihraç ettireceğini söyleyerek...
Kendine o kadar çok güveniyor ve o kadar çok güçlü olduğunu düşünüyor ki “Şikayet edersen seni memleketine gönderirim” diyor...
Yukarıda yazdıklarım bir hayal ürünü değildir...
Bilinmeyen birşey de değildir...
Özellikle polis, bu konuda bilgisiz olduğunu iddia edemez...
Kanıt arama gibi mazaretlerle, bu kadar yolsuzluk karşısında etkisiz kalınamaz...
Polis halkın huzuru ve mutluluğu için çalışmalıdır...
Lefkoşa’nın Girne Kapısı’nda iki tur atıldığında, nelerin döndüğünü rahatlıkla ortaya çıkarabilir...
Bir başka önemli konu da savcılık tarafından ‘dava açılmak üzere’ hazırlanan dosyalarla ilgilidir...
Aradan aylar geçtiği halde, o dosyalarda ortaya konan suç iddialarıyla ilgili soruşturma bir türlü tamamlanmaz...
İleri götürülmez...
Bunun sebebi, personel eksikliği midir?..
Yoksa yasaların yetersizliği mi?..
Perde arkasındaki mazaretler halkı ilgilendirmiyor...
Kazıklanan, aldatılan, mağdur edilen insanlar, adaletin tecellisini beklerken, polis bazı mazaretlerin arkasına saklanamaz...
Kabul edilebilir mazaretler varsa, bunlar kamuoyu ile paylaşılmalıdır...
“Ey Kıbrıs Türk halkı, personel sayımız yetersiz olduğu için savcılığın gönderdiği onlarca yolsuzluk dosyasını sonuçlandıramıyoruz” denmelidir...
O zaman, sorumluluğu hükümet üstlenir...
Ya personel takviyesi yapar, ya da suça ortak olur...
Son zamanlarda hep siyasetin iflas etmesini ve yeni bir sisteme gerek olduğunu tartışıyoruz...
Ancak bu ülkede iflas eden sadece siyaset değildir...
Hemen tüm devlet birimleri çökmüş, ya da çökmeye yüz tutmuş durumdadır...
Çökenleri hep birlikte kaldıramazsak, altında kalacağımızı unutmayalım...

Bu yazı toplam 11019 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans