Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Tarihe ve insana saygı 06.05.2011

06 Mayıs 2011 Cuma Saat 11:40

Denetimsiz bir ülkede nelerin yaşandığını görüyorsunuz...
Nuhun Gemisi’ni yaratacaklar diye, 200 yıllık Azize Thekli Şapeli’ni yok ettiler...
Güç ve kuvvet olunca, bu ülkede artık herşey yapılabiliyor...
Dozere emri verdiniz mi, ne Şapel kalır, ne de şinya...
Ezer, geçer...
Şimdi tüm vatanperverler bayram yapabilirler...
Rum’dan kalan bir tarihi eseri daha yok ettik ya...
Bundan daha büyük bir sevinç olamaz!..
Olay sonrasında fatura dozerci Fatih Ahmet Erol’a kesildi...
Hakkında iki gün tutukluluk alınan Fatih’e, bugünkü duruşmada açık açık sorulmalıdır:
“Oğlum Fatih, dozerle temizlik yaparken, tarihi bir eseri yok ettiğini biliyor muydun?..”
Eski Eserler ve Müzeler Dairesi’nde çalışmışlığı varsa...
“Evet biliyordum” diyecek...
Yoksa, özür dileyecek...
Önemli olan, Bafra sahiline inşaat izni verenlerin, 200 yıllık Şapel’i koruma altına alıp, almadıklarıdır...
Dozerci Fatih’ten daha çok, böylesi bir eserin korunması için önlem almayanların sorgulanmaları gerekmez mi?..
Kokuşmuş siyaset anlayışı değişmediği sürece, kimse sorgulanmaz...
Sorgulanma bir tarafa, yapanların arkasını okşarlar...
Bafra’dan, Lefkoşa’ya geçiyorum...
Haritaya bakarak Büyük Han’a giden turistler, burada güzel vakit geçiriyor, bol tarafından fotoğraf çekiyorlar...
Han’daki lokantacı, çaycı, turistik eşya satıcısı, hemen herkes, Lokmacı kapısından Türk tarafına geçen turistlerden bir pay alıyordur...
Elinde haritasıyla dolaşan turist, Büyük Han’dan sonra, sırasıyla Kumarcılar Hanı’nı ve Selimiye Camasi’ni ziyarete gider...
Fakat, Kumarcılar Hanı yıkılmış, Dikmen çöplüğüne dönmüş durumdadır...
Eski Eserler ve Turizm Bakanlığı, bu çöplüğü ortadan kaldırmak için proje üretenleri yıllardan beri avutuyor...
“Merak etmeyiniz, restorasyon parasını elçilik hazırladı, bugün yarın, ihaleye çıkılır” diyerek, bölge esnafını uyutanlar, aslında ‘hizmet etmek için’ maaş aldıkları devlete büyük zarar verirler...
Umurlarında mı yani?..
Kesinlikle değildir...
Kumarcılar Hanı’nın çöplüğe dönüştüğünü gören turistlerin eleştirilerini duymazlar...
Meclis birleşiminde BRT ekranlarında yer almak ve seçildikleri bölgenin delegelerini memnun etmek, turistleri memnun etmekten daha önemlidir...
Ne var ki; ülkenin en milliyetçi insanları dahi, artık bu düzen karşısında isyan etmeye başladı...
Arasta esnafını temsilen, konuyu sık sık gündeme getiren milliyetçi vatandaş “bunlar Rumlardan da beter” diyecek noktaya gelmişse...
Turistlerin sesini duymayanlar, bu sesi yakın bir gelecekte daha gür bir şekilde duymaya başlayacaklar...
Bundan hiç şüpheleri olmasın...
Tarihi eserlerden bahsederken, son durakta Doğanköy’e geçmek istiyorum...
Köy muhtarı, halkın cami isteğini Vakıflar İdaresi’ne iletmiş...
İdare de bu isteğe karşılık olarak bir arazi göstermiş...
Gidin kilisenin bitişiğine istediğiniz gibi cami yapınız!..
Gün gelir de kilisenin çanı çalmaya başlarsa, onu bastırmak için dört tane de mikrofon koyunuz...
Olacak şey mi Allah aşkına...
Güney Kıbrıs’ta çok sayıda cami bıraktık...
Bunlardan bir tanesinin bitişiğine kilise yapıldığını gören ve duyan olmadı...
Öyleyse biz, neden başkalarının kültürünü hiçe sayıyoruz?..
Hiçe saydığımız başka şeyler de var...
Yasalar...
Uzman görüşü ve inşaat raporlarının onayı...
Ya da vizesi...
Bu ülkenin ‘en dürüst ‘ bürokratlarından biri olarak  tanınan Vakiflar İdaresi Genel Müdürü Kaymakamzade’yi dahi ‘yasa dışılığı’ savunmaya mecbur bıraktılar...
Cami inşaatına ‘vize’ alınmadığı açıklandığı zaman, Kaymakamzade tepki verdi:
“Evet alınmadı ama, buna benzer devlet inşaatlarının hiçbirinde alınmadı...”
Bunun anlamı ne?..
Bu ülkede devletin işleri hep yasa dışı...
Varsın Doğanköy Camisi da yasa dışı olsun...
Şimdi kimi suçlayalım?..
Dozerci Ahmet’i mi?..
KKTC’yi bu hale düşürenleri mi?..

Bu yazı toplam 11626 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans