Hasan Hastürer

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hasan Hastürer

Büyükelçi Akçayı dinledik 05.05.2011

05 Mayıs 2011 Perşembe Saat 13:17

Kuzey Kıbrıs’ta tırmanışa geçen toplumsal muhalefette, Türkiye’den ekstra parasal yardım talebinin kabul görmemesinin payı olduğuna inanç satır arasından öte çok açık fark ediliyor.

Daha açık ifadeyle eylem yapan sendikalarla, Türkiye’den istediği yardımı alamayanlar, karşı karşıya değil aynı saflarda görülüyor.

 

Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Halil İbrahim Akça, dün öğleden sonra HAVADİS’te konuğumuz oldu.

Uzun süre Yardım Heyeti’nde de etkin görev yürütmüş olmasına karşılık ilk kez karşılaştık.

Ziyaret, “nezaket ziyareti” kapsamında bir ziyaretti. Biz “Hoş geldin”e gidemedik, Sayın Büyükelçi incelik gösterip, “Hoş bulduk” ziyareti yaptı.

***

Emin Dırvana, Cahit Bayar, Ertuğrul Kumcuoğlu’ndan sonra Halil İbrahim Akça, dışişleri kökenli olmayan dördüncü Büyükelçi.

Halil İbrahim Akça, kırk sekiz yaşında. “İstanbul Teknik ÜniversitesiElektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü’nden 1988 yılında mezun oldu. Devlet Planlama Teşkilatı’nda 1989 yılındaPlanlama Uzman Yardımcısı olarak işe başladı. 1992-1994 yılları arasında ABD’de University of Delaware’de Ekonomi Master’ı yaptı ve 1996 yılında Planlama Uzmanı oldu. Master araştırmasını Bütçe Açıklarının Enflasyon Üzerindeki Etkisi, Uzmanlık Tezini ise Türkiye’de Döviz Kurunun Belirleyicileri konusunda yaptı.”

***

Yirmi iki yıldır kamuda çalışır olmasına karşılık sıradan bir memur olmadığını dün dinlerken fark ettim. Hayat hikayesini tüm detaylarıyla bilmem.

Dünkü görüşmede anladım ki Büyükelçi Akça, önce misyonunu kavrıyor sonra işini yapıyor.

Bir zamanlar Kamu- Sen’in bir seminerinde konuşmacıydım. Konunun içeriğinde, “İnancın çalışma hayatındaki verimliliğe etkisi” de vardı.

Orada görüşlerimi seslendirmiştim. Dini inanç, bir disiplindir. Disiplin, transfer edilebilirdir. Halil İbrahim Akça, uygulamalı bir İslam anlayışına sahiptir. Yaptığı işi de yürekten benimseyip, inanarak yaptığını çok net gözlemledim.

Sırf bu saptamam üzerine birden fazla yazı yazabilirim. İlk fırsatta bunu yapmaya çalışacağım.

***

Halil İbrahim Akça’yı dikkatle dinledik. Ziyaret süresi sınırlı olduğu için söyledikleri sonrasında bizler görüşlerimizi çok ayrıntılı ortaya koyamadık. Net olarak gördük ki, Akça, sırtını Ankara’da sağlama dayadı. Akça’nın söyledikleri Ankara’nın gerçek anlamda sahiplendikleridir.

***

Kuzey Kıbrıs’ta tırmanışa geçen toplumsal muhalefette, Türkiye’den ekstra parasal yardım talebinin kabul görmemesinin payı olduğuna inanç satır arasından öte çok açık fark ediliyor.

Daha açık ifadeyle eylem yapan sendikalarla, Türkiye’den istediği yardımı alamayanlar, karşı karşıya değil aynı saflarda görülüyor.

***

Halil İbrahim Akça, bizim ekonomi yazarı Necdet Ergün’ün dışında neredeyse hepimizi, “Küçük grupların çıkarına hizmet eden mevcut durumun yani statükonun savunucusu” görüyor.

“Türkiye’de 2002 yılından başlayarak ciddi değişikleri var. Bu değişim çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ta kendi kendine yeten bir ekonomik yapı gerçekten isteniyor. Bu samimi bir istençtir. Buna inanın. Türkiye çok daha az müdahale edeceği bir ekonomik yapı istiyor.”

Ekonomiyi çok iyi bilen Halil İbrahim Akça’nın söylediklerinin özünde bu vardı.

Yarın konuyu işlemeye devam edeceğim.

 

Günün sözü:

 

Uzman olan, daha kolay taraf olur

 

Bu yazı toplam 11368 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans