İsmet Kotak (Kalbimizdesin)

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İsmet Kotak (Kalbimizdesin)

AB ie ilişkileri hizaya alabilmek! 05.05.2011

05 Mayıs 2011 Perşembe Saat 13:15

İçerde ve dışarıda yapılan toplantılarda ortaya çıkan basın özgürlüğü tartışmalarından,Usame Bin Lâdin’in öldürülmesine, Kaddafi’nin ailesinin katledilmesine kadar uzanan bir dizi konudan sonra Kıbrıs’ta öne çıkanlara döndüm.

Tartışma bıraktığımız yerden sürüyor.

Onu gördüm.

Paket, plân, fon konması,fon kaldırılması;dış yardımların alınma koşulları üzerinde görüş açıklama sürüp gidiyor.

Başbakan “Plân Ekibi'ni “kurdu çalışmaya başladı.

Cumhurbaşkanı da ayrı bir toplantı yaparak o da sektör temsilcileri dediği kişilerle mali ve ekonomik konuları konuştu.

Yakında iki tarafın da nerede ısrarlı olacaklarını öğreneceğiz.

Çünkü ortada para olmayınca konuşan çok olur.

Acaba parayı kim,nereden bulacak ki bu ülkede yatırım yapılsın,iş olanağı yaratıp üretime katkı konsun?

Ben her iki toplantıya katılanların listesine baktığımda dinamizmi getirecek olan “genç kuşağın girişimcileri” orada göremedim.

Klâsik kadro,aynı hareket noktasını kullanarak,yine bildik sözleri söyledi.

Fon,denetim,teşvik istendi.

”KKTC’yi dışa açınız” diyen olmadı.

”Duvarlar kalksın” diyenlerin sadece Güney Kıbrıs’la olan duvarları kastetiklerini mi anlayalım?

Oysa dünyada en büyük duvar “Gümrük Duvarı” kabul edilmektedir.

Nitekim AB başta olmak üzere genelde her hareketlenen önce Vizeyi kaldırmakta sonra Gümrükleri…

Ambargo altında olan KKTC’de herkes kendi çıkarına hareket etmekte, kapıları açmak yerine kapamayı ve Gümrük duvarının arkasına geçmeyi yeğlemektedir!

İşte işin en haksız yanı.

Bu da halkın sırtına basmak demektir.

Bana göre ilk kalkması gereken duvar, Anavatan Türkiye ile var olan duvarlardır.

Gümrük duvarı kalkmadıkça KKTC ekonomisi kalkınamaz,dev adımnlar atamaz.

Yatırımın boyutu küçük kalır.

Oysa KKTC artık 780 bin kilometre kare artı 3500 kilometre kare içinde ve 81 milyon 600 bin nufusa hitap etmelidir.

Bununla da yetinmemeli ve ihracata bu yolla girişmelidir.

Nasıl?

Yatırımlarla.

Yatırımların boyutlarını büyük tutmakla.

Kredi yaratarak girişimciyi teşvik etmekle.

Dış yatırımcılarla ortaklık kurarak.

Olay sadece Kıbrıs’ın Güneyi ile birlikte davranmak değil…

***

Avrupa Komisyonunun Kıbrıs Temsilcisi olduğu yazılan ve söylenen Bayan Andrulla Kaminara, Posta FM’de Sayın Mertekçi’ye kendine göre “Kıbrıs ve AB ilişkilerini” değerlendirdi.

Beni ilgilendiren sadece “Yatırım ve Yardım” dediği bölüm.

Oysa ben KKTC’ye uzun vadeli yatrırım kredisini değerlendirmesini tercih ederdim.

Yine de o bölümü aktarayım:

“Bayan Kaminara, AB tarafından Kıbrıslı Türklere yapılan yardım programlarıyla ilgili olarak da  şöyle konuştu:

“İnsancıl yardım ve kalkınma işbirliği konusunu açıklamak isterim.

Farklı bir uygulama var.

İnsancıl yardım dendiğinde kriz sonrasında ülkelere yapılan yardımlar kastedilmektedir.

Hiçbir koşul yoktur.

Yönetimi beğenin ya da beğenmeyin, diktatörlük olsa dahi açlık, deprem gibi bir kriz sonrasında 24 saat içinde sunulan yardımlar anlaşılmalıdır”.

“Kalkınma yardımında ise hükümetlerin belirli önlemler alması istenir; ki yardımlar sağlansın.

AB’nin Kıbrıslı Türklere yaptığı yardım, aynı kalkınma işbirliği yardımı prensibindedir ama daha farklıdır.

Kıbrıslı Türklerin ekonomik gelişimi, iki toplumlu ilişkileri desteklemek ve Kıbrıslı Türklerin AB tüzüklerine ve mevzuatına daha da yakınlaştırılmasını sağlamak amaçlanıyor.

Mevzuatın uygun hale getirilmesi çalışmalarında gelişmeler var.

Yetkililerle birlikte çalışarak AB kuralları aktarılıp yeni yasalar için birlikte çalışılıyor.

400 uzman görevlendirildi ki bu da çok büyük bir yatırımdır.

Kıbrıslı Türklerin uzmanları da çalışma ziyaretleriyle kendi gözlemlerini yapıyorlar”.

İşte tablo önünüzde.

Burada KKTC Halkının doğrudan ekonomik kalkınmasına etki edecek yatırımların uzun vadeli kredilendirilmesi yoktur.

Çünkü “İki toplumun yakınlaşması” ana ilkedir.

Türk Halkına koşul olarak konan bu kural Rum Halkına uygulanmamakta, oraya oluk oluk yatırım kredisi ve yardım yapılmaktadır.

AB mevzuatına uyum için yapılan harcamalara da baktığınızda kimin ne oyun peşinde olduğunu anlarsınız.

Bayan Kaminara, Rum-Yunan temsilcisi olarak farklı davranamaz.

Bunu bilmeyen yok.

Zaten bunun için görevlendirildi.

Asıl konu, KKTC yetkili makamlarının, mevzuat dahil hiçbir bağımız olmayan bu kuruluşlara ve temsilcilerine nasıl ve niçin teslim olduklarını...

Türkiye plân dayatınca ayağa kalkanlar, AB hem ön hem de arka kapıdan dayatınca ilginçtir sus-pus oluyorlar.

Bunun nedenini biri anlatsa da anlasak…

 

Bu yazı toplam 15204 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans