Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Ne yapmalı? - 20.04.2011

20 Nisan 2011 Çarşamba Saat 16:52

Kamuoyunu günlerce meşgul eden UBP içindeki kabine tartışmaları, dün bir şekilde tatlıya bağlandı...
Ortam ‘geçici bir süre’ için yumuşatıldı...
Kuşkusuz; bu noktada önemli olan kimlerin bakan yapıldığı veya kimlerin dışarıda kaldığı değildir...
Önemli olan ülkenin ve insanlarımızın durumudur...
Manzaraya bakar mısınız lütfen!..
Hastanenin tomograji cihazı çalışmıyor...
Polikliniğin röntgen cihazı da öyle...
Hastalar, sedyelerle özele taşınıyor...
Ve bu cihazların ne zaman tamir edileceği de bilinmiyor...
Aranan yedek parçaların İstanbul’da bulunamadığı belirtiliyor...
İşte bu noktada, ülkemizdeki cihazların eskiliği, ya da kalitesi de tartışma konusu oluyor...
Diyelim ki; Lefkoşa Devlet Hastanesi’nin kullandığı tomografi cihazını tamir edecek parçalar Türkiye’de yok...
O zaman, başka bir cihaz alınamaz mı?..
Para yoksa, Ankara’dan yenileri talep edilemez mi?..
Geçelim sağlık sorunlarını...
Trafikte yaşananları içimiz sızlayarak izliyoruz...
Memleketin her yanı savaş alanı gibi...
Yollarda uyuyan şoförler, frenleri tutmayan kamyonlar ve TIR’lar...
Bunlar birer azrail gibi yola çıkmış, tehlike saçıyor...
Böylesi bir durumda insan hayatının ne kadar tehlikede olduğunu gören, tartışan ve önlem alınması yönünde proje üreten var mıdır?..
Aybaşına sadece 10 gün kaldı...
Sosyal Sigorta emeklileri yine sancı içerisinde...
Acaba maaşlar gününde ödenebilecek mi?..
Bu ay kimden borçlanılacak?..
Ve binlerce insan bunun stresini yaşarken, batmış Sigorta Dairesi’nin, deniz kenarında, paha biçilmez bir yerde atıl vaziyetteki otelinin neden değerlendirilmediğini soruyor, bunun yanıtını bekliyoruz...
Birileri ‘Hukuk Dairesi’nin görüşünden söz ediyor...
Bu görüş çerçevesinde otelin satılamayacağı iddia ediliyor...
Neden, niçin?..
Hadi satamadınız, bunca zaman neden doğru dürüst bir işletmeci bulup, kiralama yönüne gitmediniz?..
Milyarlarca liralık yatırımın yok edilmesine neden göz yumdunuz?..
Sorunumuz kimin bakan, ya da başbakan olacağı değildir...
Esas sorun, KKTC’nin yanlış yönetilmesidir...
Sorun halkımızın, siyasilere olan güveni yitirmesidir...
Bu saatten sonra ne mi yapılmalı?..
İktidar partisi ‘bir bütünlük içinde’ karar üretemese bile, meclis içerisinde gerekli çoğunluğu bulmak suretiyle siyasi partiler yasası ile seçim sistemini bir an önce değiştirmek, ardından güven veren yeni bir yapı ile halkın hakemliğine başvurmak gerekir...
Kıbrıs sorunu çözülse de, çözülmese de, kendi yönetimimizi güçlendirmek zorundayız...
Bir başka önemli nokta ise, Kıbrıs sorununun çözümünün ne kadar gerekli olduğunu daha iyi kavramak ve en büyük derdimiz olan ‘garanti sistemini’ koruyarak bir sonuca ulaşmaktır...
İçte ve dışta ne kadar yetkili olduğunu, nasıl bir sistemle yönetileceğini bilmeyen, hiçbir konuda uzun vadeli projeler üretemeyen bir devlet modeli sürdürülebilir değildir...
İşte o nedenle çözüm mutlaka gereklidir...
Karşı tarafı, Türkiye’nin garantörlüğünün devam edeceği bir sonuca ikna edelim, diğer sorunların çözümü daha kolay olur...

Bu yazı toplam 1691 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : info@kktcmedya.com | Yazılım: Doğru Ajans