Sabahattin İsmail

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sabahattin İsmail

New York zirvesinde yine dağ fare doğurdu 31.01.2012

31 Ocak 2012 Salı Saat 03:27

Hayalperestlerin büyük beklentiler içinde olduğu beşinci 3’lü zirve dün sona erdi. Ne ki bu görüşmelerde de Rum tarafının hakimiyetçi politikası, AB ve BM’nin Rum tarafını tüm Kıbrıs’ın meşru hükümeti olarak görmesi ve bu hakimiyetçi tavra göz yumması ve hatta BM kararları ile Rum hegemonyacılığına kılıf geçirmesi nedeniyle beklenen büyük sonuç elde edilmedi. Her zaman olduğu gibi dağ yine fare doğurdu…

RUM TARAFI POZİSYONUNU SAVUNDU
Zirve öncesindeki değerlendirmelerimde, tarafların zirvede ortaya koyacakları pozisyonları şöyle özetlemiştim:
“Rum tarafı, Türk tarafından burada alamadığı tavizleri, dış güçlerin de baskısıyla zirvede almaya çalışacak…Alamazsa, Türk tarafının “uzlaşmaz” olarak suçlanmasını sağlamaya çalışacak…Bu bağlamda olası çok taraflı konferans, hakemlik ve takvim dayatmasına karşı direnecek, toprak ve mülkiyet başlıklarının birlikte ele alınmasını, tüm Rum göçmenlerin geri dönmesini, çapraz oyu, TC kökenli KKTC vatandaşlarının adadan ayrılmasını, toprak ve harita konusunda Türk tarafının tutum ortaya koymasını,  100 bin Rum göçmenin kendi yönetimlerinde, 60 bin Rum’un da Türk eyaleti yönetiminde geri dönmesini, Karpaz, Güzelyurt ve Maraş’ı talep edecek.. Talat-Hristofyas arasında imzalanan 23 Mayıs ve 1 Temmuz emrivakilerinin Eroğlu tarafından da kabul edildiğinin teyit edilmesinde ısrar edecek…

BM Genel Sekreteri Ban ve ekibi ile onların arkasındaki esas güç olan ABD ve İngiltere ise, Türk tarafını, “tek egemenlik ve toprak-mülkiyet-TC kökenli nüfus başlıklarının birleştirilmesi” konularında, Rum tarafını ise “çok taraflı konferans ve 1 Temmuz’dan önce anlaşma” konusunda sıkıştıracaklar…
AB ise, buradan olumlu bir sonuç çıkmasını ve sorunun çözülmesini önlemek; dolayısı ile Türkiye’nin tam üyelik sürecini tıkamak için kullandıkları bir kozu kaybetmemek için çalışacak. Bu bağlamda perde önünde çözüm ister görünürken, perde gerisinden ise Rum-Yunan ikilisine,“Türkiye ve BM karşısında sağlam durun, geri gitmeyin, biz arkanızdayız” mesajı vererek uzlaşmazlıklarını teşvik edecek. 
Türk tarafı ise, Rum tarafının uzlaşmaz ilan edilmesini, çok taraflı konferans, hakemlik ve takvim konularının ileri götürülmesini talep edecek, harita ve toprak konusunu diğer konularda anlaşma olmadan görüşmeyecek, çapraz oya karşı çıkacak, “tek egemenlik” konusunda kendi anlayışımızı izah edip eşit iki kurucu devlete dayalı çözüm konusunda ısrar edecek…

DEDİĞİM  GİBİ OLDU
Nitekim dediğim gibi olmuştur. Türk tarafı bir önceki zirvede önerdiği müzakerelerin takvimlenmesi, BM’nin hakemliği, önümüzdeki 5 ay içinde görüşmelerin noktalanması ve iki tarafla garantör ülkelerin katılacağı çok taraflı bir konferans toplanması önerisinde ısrar ederken, vatandaşlık ve mülkiyet konularında Ban’ın talep ettiği rakamları ve Türk tarafının tutum belgesini ona vermiştir.. Harita ve toprak konusundaki tutumunu son aşamaya bırakmıştır…

Ne ki, AB’ın ve bazı Güvenlik Konseyi üyelerinin desteğini arkasında hisseden Hristofyas uzlaşmaz katı tutumunu sürdürmüştür…Hristofyas daha da ileri giderek bir emrivaki olarak nitelediği “mekik diplomasisini ve köprü kurucu uzlaştırıcı öneriler ortaya konmasını” engellemek için kendi tutum belgesini de Ban’a vermemiştir..Böylece hem iç konularda uzlaşma olmasını engellemiş; hem de “iç konularda uzlaşma olmazsa çok taraflı konferans çağrısı yapılamaz” şeklindeki tutumunda ısrar etmiştir..
Hristofyas’ın bu tavrı, onun “ çözüm istemeyen, müzakere sürecini oyalayarak AB süreci içinde Türkiye’ye baskı ve şantaj yoluyla tavizler elde etmeyi amaçlayan, bu bağlamda AB dönem başkanlığını devralacağı 1 Temmuz’a kadar bir anlaşmayı engellemeyi” hedefleyen çözüm karşıtı bir politika izlediğini yeniden gözler önüne sermiştir…
Hristofyas, bu zor durumdan kurtulmak için Türk tarafının ortaya koyduğu açılımların kendisinin Talat’la vardığı mutabakatlara ve BM parametrelerine ters olduğunu iddia etmiştir…

Ne ilginçtir ki, BM, Türk tarafına hak vermekle birlikte Rum tarafını suçlamamıştır…

BM RUM TARAFINI KINAYAMAZ
Kişisel görüşüm, önümüzdeki 5 ay içinde de müzakerelerden bir sonuç çıkmayacağı ve BM Genel Sekreteri’nin de her zaman olduğu gibi, Rum yanlısı BM Güvenlik Konseyi üyelerinin müdahalesiyle, Rum tarafını yine suçlayamayacağıdır…Raporunda sadece müzakerelerdeki sınırlı ilerlemeden ve müzakerelerin sürdürülmesi arzusundan söz edeceğidir…

BM’nin Annan Planı’na HAYIR demesine rağmen Rum tarafını suçlayamayan, bunun “demokratik bir hak” olduğunu söyleyebilen; EVET diyen Türk Halkına uygulanan haksız ambargoların kaldırılmasını talep eden Genel Sekreter’in raporunu dahi onaylamayıp rafa kaldıran, Rum tarafının hamisi ve stratejik ortağı olan Rusya, Fransa, İngiltere, ABD ve ÇİN’in üye olduğu Güvenlik Konseyi hiçbir zaman Rum tarafını suçlayamaz, suçlamaz…Böyle bir şeyi en azından Fransa ve Rusya veto eder…
Bu çarkı kırması gereken taraf Türkiye ve KKTC’dir…

Türkiye ve KKTC “ambargolar kaldırılmadan, KKTC’nin varlığı, Kıbrıs Türk Halkının egemenliği ve eşit egemenliğe sahip iki kurucu devletin ortaklığı kabul edilmeden, müzakerelere bir zaman takvimi konulmazsa devam etmeyeceğiz” demediği sürece, bu görüşmeler bir 40 yıl daha sürecek ve dağlar da her defasında fare doğurmaya devam edecektir…

Türkiye’nin ise 1 Temmuz’dan önce bunu söyleme niyeti yoktur…
Sonuçta, Rum tarafı kendi milli hedefleri doğrultusunda yoluna devam ederken, bu ürkekliğin, bedelini sürdürülen haksız ambargolarla, Türkiye’nin önüne Kıbrıs engeli konmakla Türkiye ve KKTC ödemeye devam edecektir..

BM Genel Sekreteri’nin yaptığı açıklamayı ise yarınki yazımda değerlendireceğim

 

Bu yazı toplam 17097 defa okunmuştur
YORUMLAR
lefkoşe
KKTC Nİ TANIMAYA BİLE TENEZZÜL ETMİYORLAR.64 DEN 74 KADAR ENOSİS FAALİYETTE İDİ.HALA KALINTILARI DEVAM EDİYOR.KIBRIS TAM BAĞIMSIZ OLARAK KALMALIDIR.KENDİNCE HALA VALİ ATAMASI YAPIYORLAR
13 Ekim 2015 Salı Saat 20:45

KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans