Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Birleşme umudu 05.01.2012

05 Ocak 2012 Perşembe Saat 14:17

Bazen bir güzel söz dahi insanların umutlanması için yeterlidir...
Kıbrıs’ta yaşayan insanların uzun zaman karşılıklı ilişkilerden mahrum kalmaları, barış ve çözüm karşıtlarının kışkırtmaları, liderlerin ve medyanın yanlış yönlendirmeleri sonucunda, küçük bir ada, adeta umutsuzların ve mutsuzların yuvası haline gelmişti...
Özellikle Kıbrıslı Türkler; 1963’ten itibaren çok sıkıntılar çekti...
Binlerce insan, birkaç kez göç hayatı yaşadı...
O günler acı doluydu...
Aynı acıları çocuklarımızın da yaşamasını elbette istemiyoruz...
O nedenle başından beri hiç sapmadan, kalıcı bir çözümün şart olduğunu belirtiyor; liderleri cesaretlendirmeye çalışıyoruz...
Kıbrıs’ın iki eski ve köklü partisi, AKEL ile CTP’nin aynı dönemde iktidara gelmeleri, çözüm açısından büyük bir şanstı...
Her iki parti de, Kıbrıs’ı yeniden bütünleştirme konusunda kararlı olduğunu açıklamış, hatta karşılıklı sözler de verilmişti...
Kuzeyde Mehmet Ali Talat’ın, güneyde ise Dimitris Hristofyas’ın liderliğe seçilmesi, çözüm yönündeki beklentileri daha da artırmıştı...
Yaklaşık 45 yıl süreyle kapalı tutulan ve başkent Lefkoşa’yı ikiye ayıran Lokmacı (Ledra) sınır kapısının açılması yönündeki karar, iki liderin ilk büyük başarısıdır...
Ne var ki; bunun arkası gelmedi...
İki lider, Kıbrıs sorununu çözüme ulaştıramadı...
Şimdi Hristofyas’ın karşısında Eroğlu var...
Üç başlık üzerinde anlaşan iki liderin mülkiyet, toprak ve garantiler konusunda uzlaşabilmeleri mümkün değildir...
Gerçekçi olalım...
Anavatanlara danışmadan ve onay almadan, ne garanti konusunda, ne de toprak konusunda bir uzlaşıya varılamaz...
Kıbrıs’taki toplumların gücü ve yetkisi bir yere kadar geçerlidir...
Büyük konular ise büyük devletlerin işidir...
Öyleyse; Kıbrıs sorununun çözüm merkezi Lefkoşa değildir...
Çözüme varabilmek için ‘tüm garantörlerin’ yer alacağı bir uluslararası konferans düzenlenmelidir...
Ve bu konferans, sonuç alıncaya kadar devam etmelidir...
Sonuca varılırsa, iki topluma düşen görev bunu alkışlamak ve ortaya çıkan koşullara uyum sağlamaktır...
Sonuç alınamadığı takdirde, izlenecek yöntem de bellidir...
Herkes kendi yolunda ilerlemelidir...
Kuzey Kıbrıs bu şekilde ilerleyemez...
Anayasa dahil olmak üzere, hemen tüm yasalar yeniden düzenlenmeli ve dünyadaki değişimlere uyum sağlanmalıdır...
Bir yandan ‘Avrupalı’ yaşam istemek, diğer yandan günübirlik kararlarla devlet yönetmek mümkün değildir...
Kıbrıs Türk halkı çekilen bunca acıdan sonra, önünü görebilecek bir duruma getirilmelidir...
Bunun için de güçlü bir sisteme ihtiyaç vardır...

Bu yazı toplam 1691 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans