Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Tarihi kararın alındığı uzun gece 15.11.2011

15 Kasım 2011 Salı Saat 12:19

Kıbrıs Türk Federe Devleti Başkanı Rauf Denktaş, 14 Kasım 1983 akşamı tüm milletvekillerini yemekli bir toplantıya davet etmişti…
Davetin ani olarak yapıldığını haber aldığım an kendi kendime “artık bu işin sonu geldi” demiştim…
Yine de akşamı bekleyip, gelişmeleri ona göre değerlendirmeyi daha sağlıklı bir yol olarak gördüm…
Saat 19.30’dan itibaren Başkanlık sarayının girişinde beklemeye başladım...
Milletvekilleri tek tek içeri giriyordu…
Benden başka hiçbir gazeteci yoktu oralarda…
Bazı milletvekilleri ile sohbet ederken, fotoğraflarını da çekmiştim…
CTP milletvekillerinden Ergün Vehbi “Hayret doğrusu… Nereden de koku alıyorsun” diyerek içeri girerken, ondan bir söz almıştım...
Toplantıda ‘bağımsızlık ilanı’ için karar alınırsa, kapıya çıkıp, bana bir işaret yapacaktı...
İki saat kadar sonra sarayın kapısı açıldı ve Ergün Vehbi bana gerekli işareti vererek içeriye girdi...
Genç bir gazeteci için, böylesi bir olayda herkesi atlatmak çok önemliydi...
Müthiş bir heyecanla ofisime gittiğimde telefonların kesik olduğunu gördüm...
Denktaş’ın talimatıyla Kuzey Kıbrıs’ın dünya ile irtibatı kesildiği için telefonla ada dışına çıkmak mümkün değildi...
Sadece ‘iç hatlar’ çalışıyordu...
Bunun üzerine ‘kurnazca’ bir başka yöntem denedim...
Kooperatif Merkez Bankası Müdürünü arayıp, Rum telefon hattını kullanmama izin verilmesini istedim...
Yardımcı oldukları halde, Rum hatları da kesildiği için sonuç değişmedi...
Geriye son bir seçenek kalmıştı...
Saat 23.00’te İstanbul’dan gelen KTHY uçağını kiralamak...
KTHY’nin İşletme Müdürü rahmetli Önder Köroğlu ile görüşerek, anlaşmaya vardığımızda ‘artık başardığımı’ düşünüyordum...
İstanbul’dan gelen pilot ve hostesler Ercan’da bekletildi...
Ne var ki; kısa bir süre sonra Sivil Havacılık yetkilisi, dönemin Ulaştırma Bakanı’nın talimatı üzerine uçuş yasağı konduğunu söyledi...
Yeniden Başkanlık sarayına giderek, Ulaştırma Bakanı Mehmet Bayram ile görüşme isteğinde bulundum...
Bir süre sonra kapı aralandı ve Bayram dışarı çıkarak “Yapamam Reşat, yapamam” dedi...
Tartışma sırasında Cumhurbaşkanı Denktaş kapıya geldi ve aynen şunları söyledi:
“Polisi çağırır seni tutuklatırım”...
“Lütfen tutuklatın” dedim...
Araya, müsteşarı Taner Etkin girdi ve şu sözlerle gerginliği gidermeye çalıştı:
“Bu kararı almak Cumhurbaşkanımız için kolay olmadı. Çok gergin günler geçirdi. Siz bunu yarın sabah Günaydın’da yayınlarsanız, bizim Meclis daha toplanmadan Güvenlik Konseyi kararı durdurabilir...”
Taner Bey’in bu konuşması sonrasında Cumhurbaşkanı Denktaş beni salona davet ederek, tarihi kararla ilgili ilk demecini verdi...
Anlattıkça gözü doluyor, boşalıyordu…
“Bunlar 20 yıldan beri sabırlı mücadelenin sonucudur… Mutluluğumu kelimelerle anlatmak olanaksızdır” diyordu…
Az sonra haber alan gazeteciler saraya akın etmeye başladı…
Denktaş sabah 03:00’ü bulduğu halde uyumaya niyetli değildi…
Bu heyecanla değil bir gece, bir hafta bile uykusuz kalabileceğini söylüyordu...
Aradan 28 yıl geçti...
KKTC’yi, Türkiye dışında tanıyan olmadı...
KKTC’nin ilanı yüzünden Türkiye ve Kıbrıslı Türkler ciddi sıkıntılar yaşadı...
Bunun karşılığında, devletin kurum ve kuruluşlarının kökleşmesi ve saygın bir konuma gelmesi gerekirdi...
Yapabildik mi?..
Kesinlikle hayır!..
Aşırı partizanlıklar yüzünden 28 yaşındaki bir devleti kanser hastasından da beter hale getirdik...
Yağmur yağdığında, rüzgar çıktığında elektrikleri kesilen, telefonları ve internet bağlantıları aksayan, uyuşturucu, hırsızlık, soygun ve cinayetlerle boğuşan bir devletten söz ediyoruz...
Çözüm olsun, ya da olmasın...
Kıbrıs Türk devletçiği yaşayacağı için, kanseri tedavi etmekten başka çare yoktur...
Bunun için de yeni bir ruh, yeni bir anlayış gerekir...

Bu yazı toplam 11159 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans