Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Tarih affetmez 11.11.2011

11 Kasım 2011 Cuma Saat 09:56

Kıbrıs’ın sonu ne olacak?..
Hemen herkes yıllardan beri bu soruya yanıt arıyor...
Çünkü yapacağınız herşey, atacağınız her adım, Kıbrıs sorununun çözümü veya çözümsüzlüğüyle doğrudan bağlantılıdır!..
Kazandığınızın tümünü yatırıma harcarsanız ve gün gele Kıbrıs’ta yeni bir savaş ortamı yaratılırsa, o zaman iflas edeceğinizi düşünürsünüz...
Hatta dilenir duruma düşmekten korkar hale gelirsiniz... ..
İnsanların aklında bir yığın soru işareti vardır...
Günlük yaşamımızda bu tür sorulara yanıt arıyoruz...
Kuşkusuz; sadece Kıbrıslı Türklerin değil, Kıbrıslı Rumların yaşamında da bu tür sıkıntılar vardır...
Ve hiç kimse, Kıbrıs sorununun ne zaman ve ne şekilde çözümleneceğini veya bölünmüşlüğün ‘yasal hale’ getirilip, getirilmeyeceğini bilmiyor...
İnsanlar; geleceğin ne olacağını bilmedikleri zaman rahat ve huzur içinde bir yaşam süremez, gelecekle ilgili sağlıklı plan ve program yapamazlar...
Kıbrıs sorununun bugüne kadar çözülmeyişinin çeşitli nedenleri vardır...
Bunların tümünü tek tek ele almamıza da gerek yoktur...
Sadece 2003 yılından bu yana yaşananları dikkate alırsak, bugünkü çözümsüzlüğün temelinde, Rum tarafının, Annan Planı’na “hayır” demesinin yattığını görebiliriz...
Rum Yönetimi Dışişleri eski bakanlarından Nikos Rolandis, 21 Eylül 1983 tarihinde istifa mektubunu dönemin Cumhurbaşkanı Spiros Kiprianu’ya ilettiğinde “izlemekte olduğumuz politikalar sonucunda BM kararları ve işgalin sonuçları yanımıza kalacak” demişti...
Rolandis sağduyu ile hareket eden ve Rum tarafının yanlışlarını cesurca ortaya koyan bir siyasetçidir...
Annan Planı’nın reddedilmesi sonrasında kaleme aldığı bir makalede “bu tavrımız Avrupa ve uluslararası alandakilerin bardaklarını taşırmış bulunmaktadır. Bizim kendimizin iddia ettiği ‘endişelerle’ kimse ilgilenmemektedir” diyerek, Hristofyas’ın çelişkili bir siyaset izlediğine dikkat çekmişti...
Çelişkili siyasete örnek mi istersiniz?..
Hristofyas; AKEL’in Nisan 2004 kurultayında Annan Planı’nın Kıbrıs’ı yeniden birleştireceğini, işgali (!) sonlandıracağını ve insan haklarının aşamalı olarak yerine getirilmesine yardımcı olacağını söylemişti..
Kısa bir süre sonra ise Papadopulos’un “Hayır”ına koca bir destek vererek, kendi sözlerini çiğnemişti...
Referandumdan bu yana yedi yılı aşkın bir süre geçti...
İki toplum arasındaki ilişkiler bu sürede daha da geriledi...
Bölünmüşlük, Kıbrıslı Rumların değimiyle çimentolaştı!..
Herşeye karşın; çimentoyu parçalayabilmek Hristofyas’ın göstereceği cesarete bağlıdır...
Hiç kimse, çözümsüzlük konusunda Türkiye’yi suçlamasın...
Her zaman vurguladığım gibi, Kıbrıs’ta çözümü sonuna kadar destekleyen bir Türkiye Başbakanı vardır...
Son 37 yıl içerisinde Türkiye, daha cesur, daha kararlı bir Başbakan görmedi...
Sayın Erdoğan, Kıbrıs konusunda hep bir adım önde siyaseti izledi...
Muhalefetin sert eleştirilerine aldırmadan, Annan Planı’na “evet” denmesini sağladı...
Burgenstock’ta, dönemin Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis’i el sıkışmaya o davet etti...
“Dostum Kostas gel elimi sık ve bu iş bitsin” diye çağrı yaptı, ancak eli havada kaldı...
Yaklaşık 60 bin Kıbrıslı Türk’ün yeniden göçmen durumuna düşeceği bir plana “evet” diyen bir insanı hiç kimse çözüm karşıtı olarak gösteremez...
Kıbrıs sorununu çözmek için önümüzde fazla bir zaman yoktur...
Haziran 2012’den önce yeni bir çözüm taslağının ortaya çıkması ve oylanması gerekecek...
Hristofyas, Annan Planı’na benzer bir çözüm taslağına onay vermek durumundadır...
Bunu yapabilirse, Sayın Eroğlu ile birlikte Kıbrıs’ı birleştiren bir lider olarak tarihe geçer...
Yok bazı saplantılar uğruna bu süreci de harcarsa o zaman bölünmüşlüğü kalıcılaştıran lider olur!..

Bu yazı toplam 1932 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans