Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Oyunun sonuna doğru 04.11.2011

04 Kasım 2011 Cuma Saat 12:39

New York zirvesinin başarısızlıkla sonuçlanmasını isteyenler vardı...
Özellikle de güneydeki faşist çevreler, Rum lideri Hristofyas’ı baskı altına alarak, zirveyi dinamitlemek için büyük çaba harcadı...
Onların derdi nedir bilir misiniz?..
Kıbrıs Cumyhuriyeti’nin bir ‘Rum devleti’ olarak devam etmesi...
Böylece; bu devletin nimetlerinden sadece Kıbrıslı Rumların yararlanması...
Zaman içerisinde Türkiye’nin sorunlar yaşayacağını ve Kıbrıs’a bakamaz hale gelince, adadan çekileceğini hayal ederek ‘uzun vadeli’ bir stratejinin uygulanmasını savunuyorlar...
Makarios’un politikası da böyleydi...
Yunan Cuntası, 15 Temmuz 1974 darbesini yapmasaydı, Kıbrıslı Türkleri zaman içerisinde eriterek ENOSİS’i gerçekleştirmek istiyordu Makarios...
Fakat hesapları tutmadı...
Önce darbe, ardından Türkiye’nin askeri müdahalesiyle, tam tersi gelişmeler yaşandı...
Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin anlamaları gereken bir gerçek vardır...
Irkçı planların sonu başarısızlıktır...
Yani Kıbrıs’ta ne ENOSİS olabilir, ne de ilhak...
Hele bir de gaz ve petrol zenginliğinin gündeme gelmesi nedeniyle Kıbrıs, çok sayıda ülkenin gözetimi altındadır...
İngiltere, Amerika, İsrail, Fransa ve Rusya gibi...
Öyleyse; Kıbrıslıların yapması gereken, bu adayı ‘birlikte yönetme’ anlayışını geliştirmek ve çözümü bir an önce sağlamaktır...
On binlerce insanın hayatını olumsuz yönde etkileyen mülkiyet sorununu sonlandırmanın tek yolu da çözümdür...
Sorunun çözümünü uzatmak, her iki toplum açısından da zararın katlanarak artması demektir...
Herkesin bu gerçekler doğrultusunda, toplum liderlerine destek olması şarttır...
“Eroğlu hayatı boyunca çözümsüzlüğe oynadı ve iki ayrı devlet politikasını savundu” diyerek, peşin hükümlerle çözümsüzlüğe oynamak doğru değildir...
Eroğlu, Kıbrıs’ın kuzeyinde ve güneyinde yaşananları en iyi bilen politikacılardandır...
Bu ülkede torunları vardır...
Onlara sorunlu bir ülke bırakmanın doğru olmayacağını takdir edebilecek bir insandır...
Çözüm olduğu zaman, bazı faşist ve ırkçı Rumların, Kıbrıslı Türklerle sorun yaşayacağını bizler de biliyoruz...
Hele Türk askerinin çekilmesi ve Kıbrıslı Türklerin ‘azınlıkta’ kalması durumunda, kendilerini çok daha fazla özgür hissedip, can yakıcı saldırılara girişebilme olasılıkları çok yüksektir...
Ne var ki; olası gelişmeleri dikkate alarak, bu tür saldırıları durdurabilecek bir güç oluşturulursa, rahatsız olmaya gerek yoktur...
Nitekim, iki lider arasında sürdürülen müzakerelerde ‘uzlaşmaya varılan’ başlıklardan bir tanesi ‘iç güvenlikle’ ilgilidir...
Federal devlette polis sayısının bin 500, Kurucu Türk devletinde ise 3 bin 100 olarak kabul edilmesi, çok önemli bir uzlaşıdır ve alkışlanmalıdır...
Halen Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşanan onlarca suç karşısında 2 bin 300 kadar polis yeterli olabiliyorsa...
Olası bir çözümden sonra 3 bin 100 polisimizin görev yapacağı bir güce güvenebiliriz...
Her türlü olumsuzluğa ve faşist çevrelerin bozguncu davranışlarına karşın, iki liderin ‘Ekonomi’, ‘AB’ ve ‘İç Güvenlik’ konularında uzlaşıya varmaları büyük bir başarıdır...
Bundan sonraki adımlarda mülkiyet, toprak ve göçmenlerle ilgili sorunlar da çözümlenmelidir...
Kıbrıs Türkü açısından ‘daha çok toprak’ ve uluslararası toplumun da kabul etmeyeceği oranlar üzerinde durmak mıdır önemli olan?..
Yoksa elde edeceği bölge üzerinde rahat ve huzur içerisinde yaşamak mı?..
Üzerinde uzlaşıya varılan ‘Ekonomi’ başlığının detaylarına baktığımız zaman, Kıbrıs Türk devletçiğinde altyapı sorunlarının çözümü ve AB standartlarının yakalanması için Brüksel’den gelecek katkıların yanı sıra federal devletten özel bir fon ayrılması söz konusudur...
Üstelik bu konuda 13 yıl gibi uzun bir sürenin öngörülmesi, Kıbrıslı Türkler açısından önemli bir kazanımdır...
AB standartlarının yakalanması, kanserojen yiyecek ve içecek imalatının son bulması, çöplerden, zehirleyici gazlardan, asbestli su borularından, elektrik kaçaklarından kurtulmak, daha sağlıklı ve daha güvenli bir yaşam demektir...
Avrupa’nın 3-4 milyonluk kentlerinde görülmeyecek düzeyde ölümlü trafik kazalarıyla yüzleşen bir toplum olduğumuzu unutmayalım...
Hep böyle mi yaşayacağız?..
Yoksa, plan ve programlı, ciddi kuralların egemen olduğu bir düzende mi yaşayacağız?..
Artık karar verme zamanıdır...
Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun görevi de Kıbrıs Türk halkına ‘güvenilir bir çözüm’ hediye etmektir...
Sağlam garantilerle donatılmış bir çözüm...
Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban ki Moon’un da belirttiği gibi artık oyunun sonundayız...
Son iki ayda doğru kararlar almalı, doğru adımlar atmalıyız...

Bu yazı toplam 11357 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans