Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Eroğlu apartmandan atlar mı? 21.10.2011

21 Ekim 2011 Cuma Saat 09:43

Cumhuriyetçi Türk Partisi’nin dış politikasında önceliğinin her zaman için Kıbrıs sorunu olduğunu bilmeyen yoktur...
Bir zamanlar CTP ile Güney’deki AKEL’in ‘kardeş oldukları’ her fırsatta dile getirilirdi...
Özellikle yurt dışındaki toplantılarda, Kıbrıs’ın yeniden birleşmesi yönünde ortak kararlar üretilirdi...
Rum toplumunun bugünkü lideri Dimitris Hristofyas, Türk ve Rum siyasi partilerinin1989 yılında Prag’da gerçekleşen ilk toplantısına katıldığında, dönemin CTP lideri rahmetli Özker Özgür’ün yanından hiç ayrılmamıştı...
İki liderin odaları da yan yanaydı...
Otobüs yolculuklarında bile birlikte oturuyorlardı...
Kıbrıs sorununu ancak CTP ile AKEL’in iktidarlarında çözebileceklerini söylüyorlardı...
Gün geldi CTP kuzeyin iktidar partisi oldu...
Barış ve çözüm konusundaki samimiyetinden kuşku duyulmayan CTP’nin lideri Mehmet Ali Talat, önce Başbakan, ardından da Cumhurbaşkanı oldu...
Ankara ilk defa CTP’ye böylesi büyük bir destek veriyordu...
Talat’ın ilk günden itibaren verdiği mesaj Kıbrıs sorununun en kısa sürede çözülmesi yönündeydi...
Çözüm için BM tarafından kapsamlı bir plan hazırlandı...
Kıbrıs Türk tarafı, 60 bin civarında insanın yeniden göç etmesi pahasına bu plana “evet” dedi...
Hristofyas o dönemde, Papadopulos iktidarını ayakta tutan ve Meclis Başkanlığı görevini yürüten bir kişiydi...
Talat’ın liderliğindeki Kıbrıs Türk toplumu tüm gücüyle “evet”e yüklenirken, Hristofyas ‘Ulusal Konseyin’ gölgesi altında yan çizmeye başladı...
Ve sudan gerekçelerle “hayır” kampanyasına destek verdi...
Kıbrıslı Türkler; çıkan sonuca çok üzüldü...
Koca bir “hayır” sonrasında masayı terk etme hakları yok muydu?..
Elbette vardı...
Fakat; Türk tarafı bunu yapmadı...
Müzakere sürecinin devam etmesine büyük katkı koydu...
Hristofyas; seçimleri kazanıp, liderlik koltuğuna oturduğu zaman umutlar yeniden yeşerdi...
Talat “belki bu kez olur” düşüncesiyle hep ılımlı adımlar attı ve çözüm mesajı verdi...
Önce 2008’in in ilk aylarını, sonra yıl sonunu hedef gösterdi...
Hristofyas; olumlu karşılık vermek yerine ‘takvimlere ve hakemliğe’ karşı olduğunu söyledi...
Talat; daha sonra 2009’un ilk aylarını işaret etti...
Hristofyas yine reddetti...
Ve beş yıllık uğraşlar, başarısızlıkla sonuçlandı...
Talat’ın, Rum tarafına “Sizin için daha ne yapayım... Kendimi apartmandan aşağı mı atayım” demek zorunda kaldı...
Tek egemenlik dediniz kabul ettik...
Tek vatandaşlık, tek kimlik, onu da kabul ettik...
Annan Planı’nda öngörülen toprakların iadesi, 50 binin üzerindeki TC kökenlinin gönderilmesini de kabul ettik...
Öyleyse niye çözemedik?..
Çözemedik; çünkü karşı tarafta isteksizlik var...
Ulusal Konsey, Hristofyas’a gözdağı verdi...
Fanatik EDEK hükümet ortaklığından çekildi...
Ardından DİKO ayak diretti...
Kilise her zamanki gibi ‘çözümün zararlı olacağını’ öne sürerek, kendi halkına ‘öcü’ korkusu verdi...
Talat’tan sonra şimdiki liderimiz Derviş Eroğlu, Hristofyas’la müzakerelere iyi niyetle devam ediyor...
İki kez Cenevre’ye gidildi...
Yakında New York’ta buluşacaklar...
Okyanusu aşarak gidecekleri bir ülkede, Kıbrıs gibi küçük bir ülkenin yarım asırlık sorununu çözebilseler, dünya tarafından alkışı hak edecekler...
Ne var ki; ufukta bir çözüm görünmüyor...
Önceki gün Lefkoşa’da gerçekleştirdikleri toplantı sonrasında iki taraf da ‘umutsuz’ mesajlar verdi...
Neticede BM Genel Sekreteri Ban ki Moon, bu zirve sonrasında bir karar vermek zorunda kalacak...
Ya uluslararası konferans çağrısı yapacak, ya da taraflara “başınızın çaresine bakınız” diyecek...
Böylesi bir durum, bölünmüşlüğün kalıcılaşmasına yol açacağı için, özellikle Kıbrıs Rum tarafı atacağı adımlara çok dikkat etmelidir...
Mehmet Ali Talat, apartmanın üst katına çıkarak atlayamamışsa...
Derviş Eroğlu, hiç atlamaz!..

Bu yazı toplam 1828 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans