Hasan Hastürer

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hasan Hastürer

Makamlar gelir geçer, insanlıktır önemli olan

15 Ekim 2011 Cumartesi Saat 10:36

Uzun bir sohbet yaptık Cumhurbaşkanı Eroğlu ile hem yaşının hem de deneyiminin ulaştığı olgunlukla çok sakin ve çok huzurlu buldum...

“Ülkenin içinde bulunduğu durumdan endişeli mi?” derseniz, hiç ikilemsiz EVET derim.

Eroğlu, polemiklere taraf olmak istemiyor.

Ancak, uzun yıllar yürütmenin ve de UBP’nin başında bulunduktan sonra fark ettim ki, “Ben artık Cumhurbaşkanı oldum, ne haliniz varsa görün de” diyemiyor.

Son açıklamalarının Başbakan’dan tepki gördüğünü anımsattım.

Anımsatmama hiç tepki koymadı.

Çok sakin bir şekilde anlattı.

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası pek çok kez karşılaştık. Ancak oturup sohbet etme noktasında hep ertelemeler oldu.

Sonunda salı günü o sohbet fırsatını buldum.

***

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, siyaset dünyamızın aktif isimleri içinde en kıdemli olan isim.

1976 yılında Mağusa’dan UBP milletvekili seçilerek adım attığı profesyonel siyaset dünyasında adım adım yükseldi.

Eroğlu’nun UBP Genel Başkanı olması öncesinde bir biçimde Rauf Denktaş belirlerdi UBP Genel Başkanı ve Başbakan olacak kişiyi.

Derviş Eroğlu, doktorluk ve spor dünyasındaki yöneticilik kültürü ile geldi... Çok konuşmadı ama direnmesini savaşmasını bilerek UBP’ye genel başkan oldu.

Kıbrıs Türk sağının tartışmasız lideri Rauf Denktaş’la karşı karşıya gelmekten korkmadı.

Eroğlu’nun o direnci UBP’ye kişilik kazandırdı.

Bunun aksini kimse iddia edemez.

***

Derviş Eroğlu’yla önce makam odasında konuştuk.

O makam odasında önce Rauf Denktaş’la pek çok kez konuşup, sohbet etmiştim.

Sonra 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’la pek çok konuyu irdeleme şansı buldum.

Bu kez 3. Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile konuştuk.

Rauf Denktaş, çok doğal ve beklenen bir süreçle uzun süre o koltukta kaldı.

Mehmet Ali Talat, profesyonel siyasete Meclis dışından bakan olarak girdi. Sonra parti başkanı oldu. 2000 yılında Cumhurbaşkanlığı’na aday olduğu zaman çok düşük oy aldı. Beş yıl içinde öyle değişimler oldu ki 2003 seçimleri sonrası Başbakan ardından da 2005’te Cumhurbaşkanı makamına geldi.

Derviş Eroğlu da aktif siyasetten tam ayrılma aşamasında geri dönüş yaşadı ve Cumhurbaşkanı da seçildi.

Daha makam odasına girerken hızla bunlar aklıma geldi.

***

Balıklama politik konulara girmek istemedim.

Derviş Eroğlu bunu anlamış gibi, “Makamlar gelir geçer, insanlıktır önemli olan” dedikten sonra şöyle devam etti: “Biz ilkokula giderken okuma kitabımızda bir parça vardı. Adam sorunlu bir gelişim gösteren oğluna, ‘Sen adam olmayacaksın’ demiş. Yıllar geçmiş adamın oğlu vezir olmuş. Vezir koltuğuna oturur oturmaz babasını ayağına, makamına çağırtı, ‘Bana adam olamayacağımı söylüyordun. Bak gördün mü vezir oldum’ demiş. Yaşlı babası manalı manalı baktıktan sonra ‘Ben sana vezir olamazsın demedim ki, ben sana adam olamayacağını söylemiştim’ diyerek son noktayı koymuş.”

***

Uzun bir sohbet yaptık Cumhurbaşkanı Eroğlu ile hem yaşının hem de deneyiminin ulaştığı olgunlukla çok sakin ve çok huzurlu buldum...

“Ülkenin içinde bulunduğu durumdan endişeli mi?” derseniz, hiç ikilemsiz EVET derim.

Eroğlu, polemiklere taraf olmak istemiyor.

Ancak, uzun yıllar yürütmenin ve de UBP’nin başında bulunduktan sonra fark ettim ki, “Ben artık Cumhurbaşkanı oldum, ne haliniz varsa görün de” diyemiyor.

Son açıklamalarının Başbakan’dan tepki gördüğünü anımsattım.

Anımsatmama hiç tepki koymadı.

Çok sakin bir şekilde anlattı.

“Bakanlar Kurulu toplantısına katıldığım zaman Başbakan ve bakan arkadaşlarımı incitmemeye özen göstererek görüşlerimi seslendirdim. Tabii ki toplumdan bana yansıyan kaygıları da anlattım. Hükümetin başarılı olması çok önemlidir. Hükümette UBP yerine bir başka parti olsa da fark etmez. Hükümetin başarısı halkın daha mutlu olması demektir.

Sıkıntı var ve bazı önlemler alınacaksa muhalefet partileri ve toplumla iletişimle çare bulunması mümkündür.

DP- CTP koalisyon döneminde büyük orman yangını felaketini yaşadık. Hükümet o yaranın sarılması için herkesten kesintiyi gündeme getirdi. Kimse itiraz etmedi. İçinde bulunduğumuz günlerde de bu olabilirdi. Bizlerden başlayarak herkesi kucaklayacak bir tedbir paketi olmadan emeklilerden vergi kesilmesinin yanlış olduğunu, söyledim. Bu yaklaşımlarım farklı yorumlanmamalı.”

***

Eroğlu, UBP’ye bakış açısını ve yakınlığını sorduğum zaman da hiç çekinmeden şunları söyledi: “1976’dan Cumhurbaşkanı seçilene kadar UBP içinde oldum. Yaklaşık yirmi yıl genel başkanlığını yaptım. Cumhurbaşkanı seçildikten sonra parti bağım bitti. Gerçek anlamda tüm siyasi partilere ve herkese eşit yakınlıkta bir duruşum var. Ancak UBP gibi köklü bir partinin, iktidar sorumluluğu taşıyan bir partinin sorunsuz ve güçlü oluşunu demokrasimiz açısından bir kazanım, bir gereklilik görürüm. Bunu sadece UBP için değil tüm partilerimiz için de arzu ederim. UBP’yle geçmiş bağım partiye müdahale gibi bir niyet tetiklemesi yapmaz.

Daha da önemlisi geldiğim bu noktadan sonra UBP’ye kendi siyasi geleceğim için müdahale etmemi kim aklından geçirebilir ki?”

***

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, Anayasa, Siyasi Partiler Yasası ve Meclis İç Tüzüğü’nün değişmesi gerektiğine inanıyor. Siyasi görev sürelerine sınırlama getirilmesinin tartışılabileceğini de söylüyor. Ancak mevcut Meclis yapısıyla bunların yapılabileceği konusunda çok iyimser olmadığını da gizlemiyor.

***

Görüşme sürecini ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Rum Cumhurbaşkanı Dimitris Hristofyas’ı sordum.

Eroğlu, görüşme sürecinde izlediğim politikanın Kıbrıs konusuna ilgi duyan ülkeler ve Birleşmiş Miletler tarafından takdir edildiğini ve bunun her fırsatta kendisine seslendirdiğini söyleyip şöyle konuştu:

“Cumhurbaşkanı seçilip görevi devraldığımın ertesi günü BM Genel Sekreteri’ne gönderdiğim mektupta müzakerelerin başarıyla sonuçlanması için her türlü katkıyı koymaya hazır olduğumu belirttim.

Müzakere masasında da o mektubumdaki yaklaşımımın dışına çıkmadan hep yapıcı, katkı koyucu oldum.

Yaşayabilir bir çözüm için bizden beklenen ve yerine getirmediğimiz bir yaklaşım yoktur.

Geçmişe göre Cumhurbaşkanlığı’ndan Rum tarafını eleştiri amaçlı çok daha az demeç çıktı. Süreci olumsuz etkileyecek söylemelerden hep uzak durdum.

Benzer yaklaşımı Hristofyas’tan da bekledim.”

Tam bu noktada Hristofyas’ın Maraş ve Güzelyurt ile ilgili sözlerini anımsatınca Eroğlu, “New York zirvesine hazırlanırken bu tüm demeçler sürece zarar verir. Şimdi ben de kalkayım, ‘Lefkoşa’nın güneyi de bize verilmezse anlaşma asla olamaz mı?’ diyeyim.”

***

Peki Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, New York görüşmelerinden umutlu mu?

Bunu da sordum.

Eroğlu’nun yanıtı şu oldu: “Kendi pozisyonumdan, KKTC ve Türkiye’nin yaklaşımını bilerek baktığım zaman, biz New York’a çok iyi niyetli, yapıcı bir yaklaşımla gidiyoruz. Hristofyas da benim kadar hazırsa New York’ta çözümün kapısını açabiliriz.”

Hem sordum... “Ya Hristofyas hazır değilse?”

... Ve Eroğlu, devam etti: “Eğer Rum tarafı çözüme istenilen katkıyı koyacak konumda olmazsa bunu net olarak benimsemesi gereken taraf Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’dir. Raporunu korkusuzca yazıp, gerçekleri Güvenlik Konseyi’nin önüne koymalı.”

Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’na göre BM Güvenlik Konseyi üyeleri Rusya ve Fransa’nın takındığı tavır Rum tarafının uzlaşma noktasına gelmeyişine güç veriyor.

***

Türkiye Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’la imzaladığı Kıta Sahası Sınırlandırma Anlaşması’nın siyasi mesajının önemine vurgu yapan Eroğlu, “Hükümet her aşamada haberdardı” diyerek son noktayı koydu.

 

Günün söz:

Sıkıntının sırrı, yaşayanın elinde olmaz

Bu yazı toplam 1764 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans