Hasan Hastürer

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hasan Hastürer

Kabul edelim... Elimiz güçlü değil... 19.09.2011

19 Eylül 2011 Pazartesi Saat 09:24

Rumların, doğal gaz ve petrol arama politikasına karşı KKTC ve Türkiye’nin yanında bir başka ülke ya da uluslararası kuruluş yok.

Rumlar, yalnızlığımızın da farkında.

Kıbrıslı bir Türk olarak Rum tarafının bizi kaale almadan adım atmasından rahatsızlık duyuyorum ama Rumlara bu rahatlığı yıllarca hatalı politikalarla verenlere çok daha fazla kızıyorum.

 

 

Yaz geride kalırken Doğu Akdeniz’de suların ısınacağı ortada.

KKTC ve Türkiye’nin dışında hiçbir ülkenin Kıbrıs Rum Yönetimi demediği Kıbrıs Cumhuriyeti Münhasır Ekonomik Bölgesi (MEB)’nde yer alan 12. parselde doğal gaz ve petrol için büyük olasılıkla bugün sondaj çalışmasına başlanıyor.

Aslında Kıbrıs Cumhuriyeti adına sondajı yapacak olan Noble Enerji Şirketi altyapısını bölgeye ulaştırdı.

Tek kalan fiilen sondajın başlaması.

***

Türkiye Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, yaptığı açıklamada Rum tarafı geri adım atmazsa KKTC ile kıta sahanlığı anlaşması yapacaklarını söyledi.

Davutoğlu’nun şu sözleri takınacağı tavrın ipuçlarını da veriyor:

“Ortada iki senaryo var: Ya Kıbrıs tek bir devlet olacak, o zaman Rumlar da beklesinler, çözüm olsun, her neye sahiplerse birlikte değerlendirsinler. Ya da Rumlar şunu demek istiyordur; bu benim kendi bölgem ne istersem yaparım. O zaman da KKTC de ayrı bölgeye sahiptir ve bu, iki devlet mantığına gidiştir. Tamam o zaman biz de öyle yaparız, biz de KKTC ile Kıta Sahanlığı Anlaşması’nı yaparız. Böylelikle iki devlet vakası daha da derinleşerek sürer.

Biz Doğu Akdeniz barış, istikrar ve refah havzası olsun istiyoruz. Ama birileri (buralar benim arka bahçem, istediğim gibi davranırım) derse, o zaman bize de bunun doğru olmadığını gösterecek adımlar atma hakkı doğar.

...Gönül ister ki Rum Yönetimi böyle bir meydan okuma yerine müzakere masasına gelir, adil bir barışı birlikte geliştiririz.”

***

Kabul edelim, Türk tarafı diye tanımlayacağım KKTC ve Türkiye’nin eli güçlü değil.

Ortada ciddi bir sorunun olduğu kesin.

Rum tarafı Davutoğlu’nun beklenti olarak işaret ettiği görüşmelerle konuya çare bulmaya yanaşmaya asla niyetli değil.

Hristofyas, sondaj çalışmasını askıya alıp Türk tarafıyla görüşme masasına otursa, görüşme masasından kalktığı zaman Başkanlık Sarayı’ndaki koltuğuna oturamaz.

Bu nedenle görüşme yoluyla çözüm kapısı kapalı.

***

Rum tarafı görüşme masasına niye yanaşmıyor?

Bu sorunun yanıtı çok açık.

Rumlar, Türkiye’nin uluslararası tanınmışlığı olmayan KKTC üzerinden hak talebinin hukuk mücadelesiyle ileri gidemeyeceğini biliyor.

Biz “Rum Yönetimi” dediğimiz Kıbrıs Cumhuriyeti’nin anayasal kimliğinin 1963’te bozulduğunu Türk tarafından başka kimse uygulamalı kabul etmiyor.

Bize, “Haklısınız” diyorlar ama iş uygulamaya geldiği zaman Kıbrıs Cumhuriyeti tüm Kıbrıslıların Cumhuriyeti olarak kabul görüyor.

***

Aslında bugün Rum tarafının elini güçlendirirken, bizim tarafın elini zayıflatan hatalar zincirinin ilk, en büyük ve en sağlam halkası 47 yıllıktır.

1963 Aralık sonu yaşananlarla Kıbrıs Türk tarafı Kıbrıs Cumhuriyeti’nin dışında kaldı.

Bir anlamda Kıbrıs Cumhuriyeti’nde Rumların işgali başladı.

Peki o işgale karşı doğru dürüst mücadele verildi mi?

Ne gezer.

Taksime kapı daha aralık olur diye Kıbrıs Cumhuriyeti’ni Rumlara teslim edip, Türk mahallelerine çekildik.

1964 başında BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’ta görevlendirilmesiyle ilgili Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde karar alınırken Rumlaşan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin meşru taraf olamayacağını kabul ettiremedi bizim o zamanki liderlerimiz.

O günden bugüne Kıbrıs Cumhuriyeti, Rumlaşan kimliğine karşılık her yerde tanınmış, meşru bir devlet muamelesi gördü.

Biz de kendi kendimizi kandırdık.

***

Mevcut durumda Rum tarafının oyununu bozmak için Türkiye’nin elinde bir tek koz var, askeri güç kullanmak.

Türkiye, askeri güç kullanırsa hedefi ne olacak?

Tabii ki Amerikan Şirketi olan Noble Enerji’nin sondaj amaçlı platformu.

Bu çok kolay mı?

Tek seçenek olmasına rağmen çok zor.

Bırakın Cumhurbaşkanı Hristofyas’ı, muhalefetteki DİSİ’nin başkanı Anastasiadis bakın ne diyor: “Türkiye, Kıbrıs’taki doğal gaz sondaj faaliyetleriyle ilgili tehdit savurmanın ötesinde eylemde bulunmaya cesaret edemeyecektir.”

Fileleftheros’a demeç veren Anastasiadis, Güney Kıbrıs’ın Münhasır Ekonomik Bölgesi’nde yapılacak olan doğal gaz sondaj faaliyetlerinin ötesinde, Kıbrıs sorunuyla ilgili Maraş’ın yerleşime açılması gibi diğer oldubittilerin de Türkiye’yi daha zor duruma sokacağını ve Ankara’nın da bunu bildiğini de söyledi.

***

Rumlar buraya gelene kadar kendi açılarından akıllı hareket etti.

Bölgenin her bakımdan en stratejik komşu ülkesi İsrail ile Türkiye ilişkileri bozulurken Rumlar, İsraille ilişkilerini iyinin ötesi bir konuma taşıdı.

***

“Türk’ün dostu yine Türk’tür” sözünü bazıları çok kullanır.

Petrol ve doğal gaz araştırması konusunda tam da o durumdayız.

Rumların, doğal gaz ve petrol arama politikasına karşı KKTC ve Türkiye’nin yanında bir başka ülke ya da uluslararası kuruluş yok.

Rumlar, yalnızlığımızın da farkında.

Türkiye, komşularıyla SIFIR SORUN hedefledi ama pratikte bu olmadı.

Kıbrıslı bir Türk olarak Rum tarafının bizi kaale almadan adım atmasından rahatsızlık duyuyorum ama Rumlara bu rahatlığı yıllarca hatalı politikalarla verenlere çok daha fazla kızıyorum.

 

Günün sözü:

Politikada, öngörüsü olmayan taraf başarısızlığa mahkumdur

Bu yazı toplam 1500 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : info@kktcmedya.com | Yazılım: Doğru Ajans