Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Doğru siyaset, doğru mesaj 18.09.2011

18 Eylül 2011 Pazar Saat 13:53

Türkiye’nin, Kıbrıs işlerinden de Sorumlu Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay, protokol kurallarını bir kenara bırakarak, spor kıyafetiyle Dipkarpaz’a gitti...
Önce camiye uğrayıp, Cuma namazını kıldı...
Ardından Apostolos Andreas Manastırı’na geçti...
‘Kıbrıs’ta eşit, adil ve adaletli bir barış olması’ dileğiyle mum yaktı...
Ardından manastırın ‘şifalı suyunu’ içti...
Yanlış mı yaptı?..
Kesinlikle hayır!..
Her milletin dinine ve dini eserlerine saygı duymak insan olmanın gereğidir...
Hele barış dileğinde bulunmak çok daha anlamlıdır...
Sayın Atalay’ın manastır ziyaretine eşlik eden KKTC’nin ‘ateşli milliyetçileri’ veya ‘aşırı milliyetçi’ iktidar partisinin mensupları, mum ve dilek merasimini tebessümle izlediler...
Hatta “Bravo sayın bakanım” dediklerinden eminim...
Bir an için Sayın Atalay’ın yerinde bir Kıbrıslı siyasetçinin olduğunu düşünelim lütfen...
Çakıcı, ya da Soyer...
Ya da Talat...
Apostolos Andreas Manastırı’na giderek, mum yakıp, dilek tutsalardı, neler olurdu, neler...
Günlerce en ağır saldırılara uğrar, hatta ölümle tehdit edilirlerdi...
Baskıcı rejimlerin daima en önemli silahlarından biri dini, siyasete alet etmektir...
“Bari papazın elini de öpseydiniz” diyebilecek kadar saldırmak onlar için kutsaldır...
Fakat; başka dinlere saygı göstermek haramdır!..
İnsan haklarına ve özgürlüklere saygı gösteren herkes, Sayın Atalay’ın bu tavrından ders çıkarmalıdır...
Gelelim, vurucu sözlere...
Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Türkiye Başbakan Yardımcısı aynen şunları söyledi:
“Kıbrıslı Rumlarla, Kıbrıslı Türkler asırlarca Kıbrıs’ta iç içe yaşamışlardır. Dileğimiz müzakereler olumlu sonuçlansın, eşit, adil federal yapı kurulsun, eskisi gibi kardeşçe yaşansın...”
Bu sözleri son 37 yıldan bu yana sadece Kıbrıslı Rum siyasiler söylüyordu...
Bizdeki yönetim ise, bunların aldatmaca olduğunu, iki toplumun sürekli kavga ettiğini duyurmakla kalmayıp, bir daha ‘iç içe yaşanamayacağını’ iddia ediyordu...
Kuşkusuz; Kıbrıs meselesinde son sözü söyleyen anavatanlardır...
Kıbrıslı Türklerin Anavatanı bugün böyle düşünüyor...
Ve Rumların ‘petrol aramaya’ başladıkları bir dönemde onlara barış mesajları gönderiyor...
Eline mum alarak, Apostolos Andreas’ta dilek tutuyor...
İki toplumun yeniden birlikte yaşaması için dualar ediyor...
KKTC’yi yönetenlerle, Kıbrıslı Rumların artık uyanmaları ve Türkiye’nin, Kıbrıs’ta ‘kesinlikle çözümden yana olduğunu’ anlamaları gerekir...
Yeni bir referandum için hazırlıklar yapılmalı ve güzel Kıbrıs yeniden birleşmelidir...
Kıbrıslı Türkler hak ettikleri ‘Avrupalı yaşam biçimine’ kavuşmalı, sağlık, eğitim ve kültürel alanlardaki sıkıntılardan kurtulmalıdır...
Avrupa Birliği’nin de cömert yardımlarla, iki toplumu ekonomik açıdan eşitlemesi şarttır...
Denizin altında tüm Kıbrıslıları onlarca yıl besleyecek kadar petrol ve doğal gaz bulunuyorsa...
Dünyanın güçlü ülkeleri, iki toplumu yakınlaştırmaya yardımcı olmalıdır...
Sayın Atalay; Türkiye Cumhuriyeti’nin en üst düzeydeki yetkililerinden biridir...
KKTC vatandaşı olmadığı için Apostolos Andreas’a giderek mum yakması ve dilek tutması zor olmadı...
Hatta onun bu ziyaretine KKTC polisleri de eşlik etti...
Ne var ki; bu ziyareti KKTC kimliği taşıyan, Kıbrıs doğumlu bir siyasetçi yapamazdı...
Yapmaya kalktığı anda, KKTC polisinin rolü değişirdi...
Koruyan değil, tutuklayan konumda olurdu...
Ada’nın gerçek yüzü budur!..
Acı ama gerçek!..

Bu yazı toplam 1677 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans