Hasan Hastürer

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hasan Hastürer

Rüşvetin kaynağı ahlaksızlıktır...

16 Eylül 2011 Cuma Saat 11:33

1974 sonrası farklı dönemlerde çok kolay, çok hızlı akılalmaz paralar kazananlar oldu.

Çok para kazandıkları için kendilerini çok da akıllı zannetti bazıları.

Parayı vurgun düzeni onlara kazandırdı ama sıra kazanılana paranın idaresine gelince akılları yetmedi.

Para kazanırken ALA olan sistem, parayı kaybedince MUALLA yani TU KAKA oldu...

Şimdi eteklerdeki taşlar dökülüyor...

Bu taşların dökülmesi devam etsin...

 

 

Öğretmenler Bankası’nın kuruluşunda ve kurumlaşmasında katkısı olan önemli isimlerden biri de rahmetli Nazım Refet ya da yaygın bilinin ismiyle Gara Nazım’dır.

Nazım Refet’in özlü sözleri olduğunu anlatırdı arkadaşlar.

“Bu banka bina ve zina için kurulmuştur” dermiş.

Bina bildiğimiz konutu, zina da evliliği anlatırdı.

Bir de rüşvetle ilgili söylediği bir söz vardı:

“Beş teneke hellime kadar sınandı. Altı olsa kabul edip etmeyeceğimi bilmem.”

Her insan etik dışı teklifler karşısında bir an sarsıntı geçirir.

Eğer etik anlamda altyapısı tamamsa yapılan teklif ne olursa olsun asla kabul etmez.

Tam tersi etik altyapısı sakatsa, hastaysa, özürlüyse miktarı ne olursa olsun, “boş dosyanın içini doldurulur.”

***

Müteahhitler Birliği Başkanı Cafer Gürcafer dün katıldığı bir televizyon programında, geçmişte kendisinin de rüşvet verdiğini kabul etti.

Gürcafer, “İşlerimi erken tamamlamaları için birçok defa ben de rüşvet verdim” dedikten sonra, rüşvetin ezelden beri var olduğunu ve rüşveti ortadan kaldırmanın tek yolunun sistemi değiştirmek olduğunun altını çizdi.

Bu yazıyı yazma nedenim Gürcafer’in rüşveti sisteme bağlaması.

Sistem yamuk yumuk olabilir.

Ancak RÜŞVETİN KAYNAĞI SİSTEMDEKİ BOZUKLUKLAR DEĞİL, AHLAKSIZLIKTIR.

***

Yazımın burasında bir vurgu yapmak isterim.

Rüşvet bizim toplumsal yapımızda en azından Türkiye kadar yaygın değildir.

Türkiye, rüşvet bakımından dünden daha iyi olabilir ama rüşvetin kökünün kazınması için Türkiye’de daha gidilecek çok yol vardır.

Bizde rüşvetin çapının dar olması, ciddiye alınmaması anlamına gelmez.

Rüşvet ağırlıkla tapu işlerinde oldu.

Bir de haksız ihalelerde.

***

Tapuda sınır belirleyen elemanlar kazık başına “bahşiş” aldı yıllarca.

Çok büyük rakamlar değildi belki ama zamanla o işi yapanların ahlaklarını bozdu.

İnancım odur ki rüşvetin patlaması, inşaat sektöründeki patlamaya paralel oldu.

Oluk oluk paralar aktı bir dönem emlak sektörüne...

En yalın tanımlamayla şelale gibi para aktı.

Emlak sektöründe, paradan sarhoş olmanın ötesi delirenler oldu.

Kısa vadede akılalmaz paralar kazanıldı.

Milyarlarca doların o dönemde hareket ettiği söylenir.

O para çılgınlığı döneminde işlerini hızlandırmak isteyenler, en basit kazık çakıcıdan en üst düzey yetkiliye kadar herkesin ırzına rüşvetle girmeyi denemiştir.

Bu tür tekliflere direnenler olduğu gibi rahmetli Nazım Refet’in, “Beş teneke hellime kadar sınandı. Altı olsa kabul edip etmeyeceğimi bilmem” sözünü esinlendirecek sıkıntıları ya da teklif edilen miktarın cazibesine kapılıp rüşvetin kapısını sonuna kadar açanlar da oldu.

***

Bana sorarsanız rüşvet herkese kolay kolay teklif edilemez.

Bir işi yapmak için rüşvet istemek ya da rüşvet verilmedi diye işi aksatmak da kolay bir iş olmasa gerek.

“Rüşveti alan da veren de suçludur” derler.

Hiç kuşkusuz alan daha suçlu olsa da rüşvete hayat kazandıran rüşveti verendir.

Rüşvetin olduğu yerde istisnalar hariç haksız kazanç var.

Haksız kazanç, yangından mal kaçırma aceleciliğiyle elde edilir.

Bir an önce işlem sonuçlanmalı.

Bu nedenle de rüşvet devreye girer.

Ahlaksızlığı, rüşveti almaya uygun olanlar rüşvete alışır. O ruh halini bilmemiz olası değil. Ancak büyük olasılıkla haksız kazancı gördükleri, bildikleri için, haksız kazançtan rüşvet yoluyla pay almayı çok da yadırgamıyorlar. Kendi kendilerine, ahlaksızlıklarının üzerine örtü çekerler. Aslında yaptıkları bal gibi ahlaksızlıktır. Ama onlar kendi kendilerini kandırabiliyor...

***

İşte bu yaklaşımlarla rüşveti ahlaksızlığın haram bir meyvesi olarak görüyorum.

Sevgili Cafer Gürcafer ve arkadaşları sistemi çok iyi biliyorlar.

Ancak çok iyi bildikleri bu sistemden köşeyi dönenler de az değil.

Parayı kazanmak değil, idare etmek önemlidir.

Kumardan kazanılan para HAYDAN GELEN HUYA GİDER  anlayışıyla çok kolay elden çıkarılır.

1974 sonrası farklı dönemlerde çok kolay, çok hızlı akılalmaz paralar kazananlar oldu.

Çok para kazandıkları için kendilerini çok da akıllı zannetti bazıları.

Parayı vurgun düzeni onlara kazandırdı ama sıra kazanılana, paranın idaresine gelince akılları yetmedi.

Para kazanırken ALA olan sistem, parayı kaybedince MUALLA yani TU KAKA oldu...

Şimdi eteklerdeki taşlar dökülüyor...

Bu taşların dökülmesi devam etsin...

 

Günün sözü:

 

Rüşvet kuşa benzer, uçabilmesi için rüşvet alan ve rüşvet veren olması gerekir

Bu yazı toplam 1865 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : info@kktcmedya.com | Yazılım: Doğru Ajans