Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Devlet olmak kolay mı?.. 18.08.2011

18 Ağustos 2011 Perşembe Saat 10:56

Önce ufak görevlerden başlayalım...
Sizi köyün takımına başkan seçtiler...
Göreviniz sadece maçları seyretmek midir?..
Sakatlanan futbolcunuzla, kulübün gelir ve giderleriyle, antrenör sorunuyla ilgilenmez misiniz?..
Elbette ilgilenmek zorundasınız...
Görevinizin gereğini yapmazsanız, başkanlık koltuğunu uzun süre koruyamazsınız...
Takımınızı ileriye taşıyamaz, hatta yuvarlanmasına yol açarsınız...
Köyün takımına başkan değil de muhtar oldunuz...
Çeşmelerden su akmıyor...
Sinekler, çocukların gözünü şişiriyor...
Hayvanlar hastalıktan telef oluyor...
Eliniz, kolunuz bağlı mı oturursunuz?..
Yoksa belediye, kaymakamlık, bakanlık kapılarını aşındırıp, sorunlara çare mi üretirsiniz?..
Adını köyün tarihine yazdıran muhtarlar vardır...
Yemez, ama yedirir...
İçmez ama içirir...
İşte budur hizmet...
Makamlar yükseldikçe sorumluluklar da artar...
Muhtar, belediye başkanı, kaymakam, müdür, müsteşar, bakan ve başbakan...
Neticede bir ‘devlet’ yönetiyorsunuz...
AB üyesi Malta’yı veya Hollanda’yı...
Ya da hiç tanınmamış KKTC’yi...
Tanınmış, ya da tanınmamış her devletin belirli kuralları vardır...
Özellikle trafik konusundaki kurallar üç aşağı, beş yukarı aynıdır...
Kırmızı ışıkta durmalısınız...
Hız sınırına uymalı, araç sürerken kemerlari bağlamalı, üstü açık kamyonetle eşya taşımamalı, motosiklet kullanırken kask takmalısınız...
Peki yolda seyrederken, ambulans veya itfaiye aracı sirenlerini çalarak arkanızdan geliyorsa ne yaparsınız?..
Dünyanın her yerinde, ehliyet almak isteyenlere, ne yapılması gerektiğini öğretirler...
Bizim gibi trafik düzeni soldan olan ülkelerde araç sürücüleri derhal yavaşlar ve ikaz işaretiyle yolun kenarına çekilir, ambulansın veya itfaiye aracının geçmesini bekler...
Kırmızı ışık yansa bile, ambulans ve yangın araçlarının ‘yoluna devam etme’ hakkı vardır...
Önceki gün Lefkoşa’nın Hamitköy kavşağında meydana gelen kaza; KKTC’deki sürücülerin, böylesi bir kültürden yoksun olduğunu bir kez daha gösterdi...
Bunun sorumlusu sadece ‘yeşil ışık yanıyor’ diye yoluna devam eden 23 yaşındaki genç sürücü değildir...
Esas sorumluluk devletin kendisindedir...
Parayı verene ehliyet dağıtmayı marifet sayan devlet baş sorumludur...
Dünyada geçerli trafik kurallarını öğrenmeyen, teknik bilgisi olmayan, eli direksiyona doymamış gençlere ilk defadan ehliyet verilirse, bu tür kazaların olması gayet doğaldır...
Önceki gün Lefkoşa’nın Hamitköy bölgesinde ‘orman yangın aracına’ yol verilmemesinden kaynaklanan büyük bir kaza meydana gelirken, ihmal bölgesi Karpaz’dan da bir acı haber geldi...
Kapalı van aracın arka kısmında seyahat eden 14 yaşındaki kız çocuğunun, viraja gelindiğinde kapının açılması sonucu yola fırlaması ve başından ağır yara alması kabul edilebilir bir durum mudur?..
Hangi çağdaş ülkede, kapalı van aracın arka kısmında yolcu taşınabiliyor?..
Bu durumu bizlere izah edebilecek bir makam sahibi var mıdır?..
Çağdaş ülkelerde, hayvanlar bile, gerekli koruma yöntemleri alınmadan, kapalı vanın arka kısmına atılmazlar...
Bizde bırakın hayvanları, insanların dahi artık önemi kalmadı...
Eğer o sürücü; yolda denetim olması halinde işlediği suçtan dolayı hapis yatacağını bilmiş olsaydı, 14 yaşındaki Esra’yı, van aracın arka kısmında taşıyabilir miydi?..
Taşıyamazdı...
Polis kontrolü ve devlet korkusu olmadığı için bizde bu tür olaylar artık günlük yaşamın bir parçası haline geldi...
Yazıklar olsun bizlere...
Sözde ‘ileri eğitim’ almış insanların yaşadığı bir ülkeyiz...
Sözde devletimiz ve o devletin ‘muhterem’ yöneticileri vardır...
Sözde parlamentomuz, yasalarımız, devlet koruyucularımız vardır...
Bunlar, artık kağıt üzerinde kaldı...
Yazıklar olsun!!!

Bu yazı toplam 11510 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans