Hüseyin Ekmekçi

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Hüseyin Ekmekçi

Katliama ramak kaldı 05.07.2011

05 Temmuz 2011 Salı Saat 10:02

Dün öğleden sonra sevgili Erol Uysal ve Emine Uysal ile birlikte, “geçmiş olsun” demek için Afrika Gazetesi’ne gittik. Yaklaşık bir saat orada kaldık.

Sevgili Ali Osman Tabak, yaşadıklarını anlattıkça, ağzım açık kaldı…

Düşünsenize, kapıyı açan Ali Osman…

Tabanca ile burun buruna gelen Ali Osman…

Zanlı Yalçın kurşunu sıktığı zaman kenara atılan, karnını kurşun sıyıran Ali Osman…

Böyle bir tabloyu, kısa süre önce kalbi tekleyen ve ameliyat olan Ali Osman anlatıyor.

Ve itiraf ediyor: “Korktum…

Ölümle yüzleşmek bu olsa gerek”…

 

Osman vurulsaydı, sonra?

Hadi senaryoyu bir daha okuyalım…

Mustafa Yalçın silahını çekti, Ali Osman’ı vurdu, yere serdi…

İçeriye girdi…

Şener Levent ve bir başka gazete çalışanı dışında kimse yok…

20 kurşunu vardı, Ali Osman yere serilince kaldı 19…

Düşünsenize…

Gazetede bir katliam yaşanması içten bile değil…

 

Amacı: Kahraman olmak…

“Seni vurursam, ülkücü camiada kahraman olurum…”

Bu sözler, 18 Haziran tarihinde, Afrika Gazetesi’ni ziyaret ederek, “Beni seni vurmak için yolladılar” diyen Mustafa Yalçın’a ait…

Evet yanlış duymadınız…

18 Haziran’da Afrika Gazetesi’ne giderek kapıyı çalıyor Yalçın…

Ve bakın orada neler söylüyor:

“Ben Şener Levent’i vurmak için adadayım…”

“Levent’i vursam, Türkiye’de kahraman olurum…”

“Birinin sizi vurmasını istemiyorsanız, Ankara ile iyi geçinin…”

“13 gündür buradayım…”

“Bu ülkede en kolay şey silah bulmak…”

Ve daha neler neler…

İşte böyle birisi, 19 Haziran tarihinde Afrika Gazetesi’ne manşet oluyor…

Sonra da adadan ayrılıyor…

O kişi, deşifre edilmesine rağmen, polis tarafından hiç aranmıyor, sorulmuyor…

Temmuz ayında, yani iki hafta sonra, bu kez gemi ile adaya giriş yapıyor…

Bu kez öldürmek için Afrika’ya giriyor…

Sıkıyor…

Polis bu noktada ciddi bir zaaf içerisinde bana göre… Olayın hemen ardından zanlıyı yakalamadaki başarı, maalesef olayı önlemede ortaya konamadı…

Mustafa Yalçın ismi ile adaya girdi zanlı…

Yani…

Yanisi şu…

Girne Limanı’ndan içeriye girerken kıskıvrak yakalanmalıydı, “Neden geldin? Afrika’ya gidip neden sizi öldürecektim dedin?” diye sorguya alınmalıydı…

Ama yok…

Polis, “olay sonrası” başarısını, olayı önlemede de göstermeli…

Zira, bu kadar rahat bir şekilde bir tetikçi istediği yere girip çıkmamalı…

Hem de bir “ülkeye…”

 

“Neden biletini kesip yolladınız?..”

Şener Levent ile uzun uzun konuştuk:

“Abi bu adamı 18 Haziran’da içeriye aldınız, sorular sordunuz. Sonra da biletini kesip yolladınız… Burada biraz saf davranmadınız mı? Neden polise haber vermediniz?”

Bu soruyu soruyorum…

Şener Levent, “Maalesef burada ben kişi olarak kendisine güvenmesem de ekip olarak biraz saf davrandık” diyor…

Ama “Neden biletini kesip yollattınız” dediğim zaman da “Belayı def etme içgüdüsü” cevabını veriyor.

Zira Levent, açık açık “polise kendisini koruması noktasında güvenmediğini” dile getiriyor…

Bunun için de şu örneği veriyor:

“Daha önce bizi kurşunlayan kişi şimdi Türkiye’de… Ben telefonla kendisi ile konuşuyorum. Bize delilleri 10 bin TL’ye satmayı teklif ediyor. Polis istese, bu kişiye ulaşmaz mı?”

Bir örnek daha veriyor:

“Biz 18 Haziran’da gelen kişiyi 19 Haziran’da manşet yaptık. Ne biri bizi aradı, ne sordu. Bu kişi bu kez belinde silahla kapımıza kadar geldi. Hem de deniz yolu ile sınırımızdan polis tarafından içeri sokularak. Polise nasıl güvenebilirim ki?”

“Belayı def etme” içgüdüsü ile Levent’in karşısına alıp konuştuğu, biletini kesip yolladığı adam, bir kez daha dayandı kapıya ve bu kez “sıktı…”

Görev şimdi polis teşkilatının…

 

Cevap bekleyen sorular

Polis Genel Müdürlüğü’nün ayrıntılı bir soruşturma yapmasını ve Yalçın ile birlikte yeni tutuklamaları da gündeme getirmesini bekliyorum… Ve şu sorulara da yanıt arıyoruz:

-         Mustafa Yalçın daha önce adada kaldı. Kimin yanında, nasıl barındı?

-         Silahı nereden buldu, kimden aldı?

-         Son gelişinde adaya silahla mı geldi, buradan birinden mi aldı, kim? (Ki silahla girmişse, o gün gümrükte bulunan herkes hesap vermeli)

-         Yalçın’a yardım ve yataklık edenler kimler?

-         Türkiye’de Yalçın’ı buraya gönderen ve besleyen, hedef gösteren kimler?

Umarım bu olay da “faili meçhule” yazılmaz, Yalçın da “adi bir suçlu” muamelesi görmez.

Bu olayı eşeledikçe, arkasından çok şey çıkacaktır…

Adalet istiyoruz… Adalet…

 

Bu yazı toplam 11592 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans