Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Kama, bıçak, ya da çakı 26.05.2011

26 Mayıs 2011 Perşembe Saat 10:29

Gazete sayfalarında ürkütücü haberlerin ardı arkası kesilmiyor...
Lise öğrencilerinin dahi artık ‘bıçaklı hesaplaşmaya’ girebildikleri ülkemizde, devletin gerekli önlemleri alamadığını üzülerek izliyoruz...
Pantalon içinde, ceketin cebinde, ya da aracın bir gözünde bıçak, kama, ya da çakı taşımak suç mudur, değil midir?..
Polisin bunları denetleme yetkisi var mıdır, yok mudur?..
Yıllardır uyarıcı yayınlar yapıldığı halde, bugüne kadar yetkililerden en ufak bir açıklama gelmedi...
Polis örgütü de gelişmeleri sessizlikle izlemeyi tercih etti...
Bıçağı saplayanı bir süre sonra bulmak ve mahkemeye çıkarmak başarı mıdır?..
Evet başarıdır...
Fakat bundan da önemlisi bıçağı, ya da kamayı sokmasına fırsat vermeden, o kötü niyetli insanları yakalayabilmek ve kamuoyuna teşhir edecek şekilde cezalandırmaktır...
Böylesi bir uygulamanın caydırıcılığı tartışma dahi kaldırmaz...
Ülkemizde hemen tüm kurum ve kuruluşların etkisizleştiği, ya da menfaatlere göre hareket ettikleri bir dönemde, Baro Konseyi’nin bıçak, kama ve çakı kullanımıyla ilgili uyarısı gerçekten memnuniyet vericidir ve yetkililer tarafından değerlendirilmelidir...
Başkan Hasan Sözmener, İngiliz Sömürge Dönemi’nde yürürlüğe giren Ceza Yasası çerçevesinde, kama taşıyana 2 yıla kadar hapislik cezası verilebileceğini bildirdi...
Asgari ceza süresinin ise bir yıl olduğunu vurguladı...
Ve çok önemli bir anımsatma yaptı...
İngiliz döneminde polislerin çok sıkı denetim yaptıklarını ve kesici alet bulunduranları tutuklama yetkilerinin olduğunu vurguladı...
Ne var ki; nüfusun ve suçların hızla artması karşısında, KKTC polisinin bu tür denetimleri yapmadığını görüyoruz...
Personel sayısındaki eksiklikten mi, yoksa engelleyici faktörlerden mi bilinmez...
Bilinen tek şey; gerekli denetimlerin yapılmadığıdır...
Polisin bu noktada sorumlulukları çok ağırdır...
Personel sıkıntısı varsa, bunu kamuoyu ile paylaşmalı, hükümetten yardım talep etmelidir...
Birçok devlet dairesinde oturacak masa ve sandalye bulamayan personelin bir kısmını, hizmet içi eğitimden geçirerek, polis gücüne kaydırmak da mümkündür...
Çaresizlik içinde durmak ve yaşanan kötü olayları seyretmek yerine, çok katı önlemlerin alınması şarttır...
Tekrar ediyorum...
Hemen tüm kuruluşların sessiz ve etkisiz kaldığı, ya da siyasi çıkarlara göre faaliyet gösterdiği bir dönemde, baronun bu tür hayati konularda yol gösterici olması sevindiricidir...
Ortaya konan görüşlere kızmak yerine, bunlardan yararlanılmalıdır...

Bu yazı toplam 11132 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans