Reşat Akar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Reşat Akar

Susayan güneye mi gidecek 13.05.2011

13 Mayıs 2011 Cuma Saat 12:19

Nisan yağmurları, bizimki gibi kurak ülkeler için son umuttur...
Bu yıl ülkemizde yağmurlu günlerin uzadığını görüyoruz...
Mayıs ayının ortasına yaklaşırken, aralıklarla da olsa yağmurların devam etmesi nedeniyle seviniyoruz...
Hatta kendi kendimize ‘su sıkıntısı çekmeyeceğimizi’ söylüyoruz...
Umut fakirin ekmeğidir...
Yeterince barajı olmayan ve alternatif proje üretmede beceriksiz olan ülkelerin insanları umutla yaşamaya alıştırılır...
Aynen bizim gibi...
Kısa aralıklarla yağmur yağdığı zaman, kuraklık sıkıntısı çekmeyeceğimizi düşünürüz...
Hiçbir hesaplama yapmadan, yaz aylarında suya ihtiyaç duymayacağımızı söyleriz...
Halbuki durum hiç de öyle değildir...
Göletlerdeki doluluk, geçen yılın da altındadır...
Öyleyse ne yapacağız?..
Tek umut Güzelyurt’un kuyuları mıdır?..
Kendi kendimizi aldatmayalım...
Güzelyurt’un kuyuları da kurumuş durumdadır...
Toprağın dibine inildikçe, denizin suyu çekiliyor ve böylesi bir durum hem sağlık, hem de kentin geleceği açısından ciddi sakıncalar yaratıyor...
Uzmanlar, kuyuların bu şekilde zorlanması ve denizden su çekilme girişimlerinin devam etmesi halinde, kentin ciddi sıkıntılarla karşılaşacağı konusunda uyarılarda bulunuyorlar...
Ama dinleyen yok...
Meclis mikrofonlarından, BRT ekranlarından halka mesaj verme yarışını sürdürenler, ülkenin kötü gidişatı karşısında hiçbir şey yapmıyorlar...
Geleceğe yönelik plan ve proje üretmiyorlar...
Güney Kıbrıs, barajların yetersizliği karşısında yıllar önce denizden su arıtmaya başladığı halde, bundan üç yıl kadar önce ciddi sıkıntılar yaşamıştı...
Hatta Yunanistan’dan tankerle su ithal etmek zorunda kalmıştı...
Taşıma su ile değirmenin dönmeyeceği gerçeğini kabullenerek, denizden arıtmaya daha da ağırlık verildi...
Ve halkın su ihtiyacı, depolara gerek kalmadan karşılanır duruma geldi...
Güneye geçtiğinizde, evlerin damlarında su deposu görmüyorsanız, bunun nedeni muslukların hiç kesintisiz akmasıdır...
Yıllar önce Kıbrıs’ın tümünde uygulama böyleydi...
İki toplumun ayrılması sonrasında, Kıbrıslı Türklerin beceriksiz yöneticileri halka ciddi anlamda su sıkıntısı çektirdi...
Kuraklık edebiyatının arkasına saklanarak, ciddi projeler üretilmedi...
Türkiye’nin yardımlarıyla faaliyete geçirilen barajların artırılması, mevcutların da bakım ve onarımının yapılması yönüne gidilmedi...
Su dağıtımı yıllar önce nöbete bağlandı...
İnsanlar panik içinde hem zemine, hem de damlara su depoları yerleştirmeye başladı...
Büyük bir servet akılsızca havaya uçarken, çevre açısından da çok çirkin görüntüler yaratıldı...
Önümüzdeki günlerde kavurucu yaz sıcakları başladığında su ihtiyacımız daha da artacak....
O zaman ne yapacağız?..
Sağlık konusunda olduğu gibi güneye mi akın edeceğiz?..
Hristofyas’tan, Hrisostomos’tan ‘bir yudum su’ mu isteyeceğiz?..
Halkı bu duruma düşürdüğünüz zaman size “hani devlettiniz?” diye sormayacaklar mı?..
Hani o devlet nerede?..

Bu yazı toplam 11018 defa okunmuştur
YORUMLAR
Bu Makaleye Yorum Yapılmamış.
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : | Yazılım: Doğru Ajans