Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Birleşik Krallık'ta Sandıktan Belirsizlik Çıktı
11 Haziran 2017 Pazar Saat 12:30

Birleşik Krallık'ta Sandıktan Belirsizlik Çıktı

Birleşik Krallık'ta daha güçlü iktidar için gidilen erken seçimden azınlık hükümeti ve belirsizlik çıktı.

GÜÇLÜ İKTİDAR İÇİN GİDİLEN ERKEN SEÇİMDEN AZINLIK HÜKÜMETİ VE BELİRSİZLİK ÇIKTI

KUZEY İRLANDA MERKEZLİ DUP'UN DESTEĞİYLE KURULACAK AZINLIK HÜKÜMETİ, LONDRA'NIN KADERİNİ KENDİSİ DE BELİRSİZLİK İÇİNDE OLAN BELFAST'A BAĞLAYACAK

İSTİFA ÇAĞRILARINA KARŞIN BAŞBAKANLIKTA KALMAKTAKİ ISRARI, MAY'İN “GERÇEKLİKLE BAĞININ KOPTUĞU” ŞEKLİNDE YORUMLANIYOR

Londra, 10 Haziran 17 : Birleşik Krallık'ta daha güçlü iktidar için gidilen erken seçimden azınlık hükümeti ve belirsizlik çıktı.

Ülkede önceki gün yapılan erken genel seçimde Başbakan Theresa May'in lideri olduğu Muhafazakar Parti'nin milletvekili sayısı 330'dan 318'e düştü. May, hükümet kurmak için gerekli 326'yı Kuzey İrlanda'nın aşırı sağcı Demokratik Birlik Partisi'nin dışarıdan desteğiyle sağlamaya çalışacağını açıkladı.

Ancak May'in kurmaya hazırlandığı azınlık hükümeti, Birleşik Krallık'ı belirsizlikten kurtaramayacağı gibi, on yıllar süren çatışmalardan sonra nazik bir barış sürecini devam ettirmeye çalışan Kuzey İrlanda'daki dengeleri de sarsabilir.

May, 18 Nisan’da sürpriz bir şekilde erken seçim kararı alırken gerekçesini 19 Haziran’da başlayacak Brexit müzakerelerine parlamentodaki gücünü artırarak girmek olarak açıklamıştı. Seçimden çıkan sonuç ise bu hedefin çok gerisinde kaldı.

Seçim kampanyası boyunca "güçlü ve istikrarlı liderlik" sloganını kullanan May'in, önceki gün aldığı sonuçla "zayıf ve titrek" bir lider haline geldiği yorumu yapılıyor.

Seçmene kendi alternatifinin muhalefet partilerinin kuracağı bir "kaos koalisyonu" olduğu mesajını veren May'in, DUP'la kuracağını açıkladığı azınlık hükümetinin hem Birleşik Krallık'a, hem de Kuzey İrlanda'ya "kaos" getirmesi kuvvetle muhtemel görülüyor.

LONDRA’NIN KADERİ BELFAST’IN ELİNDE

Kuzey İrlanda, Birleşik Krallık'tan ayrılmak isteyen Katolikler ile Birleşik Krallık'ın parçası olarak kalmak isteyen Protestanlar arasında 1968'den 1998'e kadar kanlı çatışmalara sahne oldu.

1998'de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması'yla barış sürecine giren ülkede, ayrılıkçı Sinn Fein ile birlik yanlısı DUP çatışan tarafların temsilcileri konumunda. Taraflar, özerkliği düzenleyen yasaya göre 2007'den bu yana ülkede güç paylaşımına dayalı bölgesel hükümette eşit statüde yer alıyor.

Ancak Kuzey İrlanda ocak ayında Sinn Fein'in hükümetten ayrılmasıyla yönetim krizi içine girdi. Ülkede mart ayında yapılan erken seçimin ardından da hükümet kurulamadı.

Sinn Fein, bölgesel hükümetin başbakanlığını yapan DUP lideri Arlene Foster'ın karıştığı mali usulsüzlükler nedeniyle onunla yeniden hükümet kurmaya yanaşmıyordu.

Bölgesel hükümet krizi nedeniyle Kuzey İrlanda'ya tanınan yetkilerin yeniden Londra'daki merkezi hükümete aktarılması gündemdeydi.
Theresa May'in azınlık hükümeti için yüzünü DUP'a dönmesiyle bütün dengeler değişti.

Kuzey İrlanda'daki krizin taraflarından biri, bütün Birleşik Krallık'ın kaderi üzerinde söz sahibi haline gelmiş oldu. Belfast'ın Londra'dan yönetildiği yüzyılların ardından şimdi bir anlamda Londra'nın Belfast'tan yönetilmesi gündemde.

BARIŞ SÜRECİ TEHLİKEYE GİREBİLİR

Siyasi gözlemciler, Kuzey İrlanda'nın çatışan taraflarından birinin Londra üzerinde orantısız bir güce erişmesinin, barış sürecini tehlikeye sokabileceği uyarısını yapıyor.

Merkezi hükümetin, Kuzey İrlanda'daki barış sürecindeki tarafsızlığını koruyamamasının şiddet yıllarına geri dönülmesine bile neden olabileceği belirtiliyor.

DUP'un merkezi hükümet üzerinde nüfuz kazanması, Theresa May'i ulusal ve uluslararası politikada da zor durumda bırakacak gibi görünüyor. Bu konuda en yakın krizin de Brexit müzakerelerinde yaşanması muhtemel.

DUP, Birleşik Krallık'ın Avrupa Birliği'nden ayrılmasını savunan en eski parti. Birleşik Krallık Bağımsızlık Partisi kurulana kadar, bu görüşün İngiliz siyasetindeki en önemli savunucusu konumundaydı.
Ancak DUP, Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki sınırın Brexit sonrasında açık kalmasından yana. Bu, AB ile serbest dolaşıma ve gümrük birliğine son vermek isteyen May'in vaatlerini yerine getirmesini çok zorlaştıracak.

Koyu Protestan DUP'un kadın ve LGBT hakları gibi konulardaki muhafazakar görüşleri May'i kendi partisi içinde de zor durumda bırakacak. DUP'la yakınlaşma Muhafazakar Parti içinde çatlaklara yol açma potansiyeli taşıyor.

May, seçim kampanyası boyunca İşçi Partisi lideri Jeremy Corbyn'i Sinn Fein lideri Gerry Adams'la geçmişteki görüşmeleri dolayısıyla "teröristlerle ilişki içinde olmakla" suçlamıştı.

Şimdi bu suçlama da kendisine geri dönmüş durumda. Çünkü May'in iş birliğine hazırlandığı DUP, Kuzey İrlanda'da yüzlerce sivili öldüren terör eylemlerine imza atan Protestan örgütlerin temsilcisi konumunda.

MAY’E "GERÇEKLİKLE BAĞI KOPTU" ELEŞTİRİSİ

May’in kuracağı azınlık hükümeti parlamentondaki 3 büyük muhalefet partisinin oylarının toplamının herhangi bir yasayı engellemeye yetmemesi nedeniyle teorik olarak yaşama şansına sahip. Ancak daha büyük bir parlamento çoğunluğu hedefiyle erken seçim kararı alan May’in 12 milletvekili kaybettikten sonra uzun süre başbakan olarak kalamayacağı görüşünde olanlar da var.

May’in, istifa çağrılarına karşın başbakanlıkta kalmaktaki ısrarı, İngiliz siyasetçinin "gerçeklikle bağının koptuğu" şeklinde yorumlanıyor.
May’in parlamentonun açılacağı 19 Haziran’a kadar yeni kabineyi belirlemesi gerekiyor. Kraliçe İkinci Elizabeth’in hükümet programını okumasının ardından parlamentoda güven oylaması yapılacak. Yeterli oyu alması halinde yeni May hükümeti göreve başlayacak.

19 Haziran aynı zamanda AB ile Brexit müzakerelerinin de başlayacağı tarih. Başbakan May parlamentodaki yeni siyasi haritayla Brexit konusunda erken seçim kararını aldığı günden çok daha zayıf durumda kaldı.

SONBAHARDA YENİ ERKEN SEÇİM

Yeni dengeler içinde May’in liderliğinde bir muhafazakar hükümetin sürdürülebilir olmadığını düşünen siyasi gözlemciler, sonbaharda yeni bir genel seçimin gündeme gelebileceği uyarısını yapıyor.

May’in, hükümeti kuramadan parti içi muhalefetin girişimiyle liderliği bırakabileceği görüşü de dile getiriliyor.

May'in koltuğu için en güçlü adaylar da Dışişleri Bakanı Boris Johnson ile Brexit Bakanı David Davis olarak gösteriliyor.

İçişleri Bakanı Amber Rudd'un adı da lider adayları arasında geçse de ülkede son 3 ayda yaşanan 3 terör saldırısının ardından bu zor görünüyor. Rudd, önceki gün yapılan seçimde milletvekilliğini bile çok küçük bir farkla ve ancak oyların ikinci kez sayılmasının ardından koruyabildi.

AYRILIKÇI İSKOÇLAR GÜÇ KAYBETTİ

Theresa May’in ardından seçimin en büyük mağlubu İskoçya’daki ayrılıkçı İskoç Ulusal Partisi ile partinin lideri Nicola Sturgeon oldu.
SNP 2015 seçiminde yakaladığı büyük başarıyı tekrarlayamadı ve 56 olan milletvekili sayısı 35’e düştü. İskoçya’da 2014’te yapılan bağımsızlık referandumunu 2018 sonuna kadar yinelemek isteyen partinin elindeki kozlar bu sonuçla azalmış oldu.

SNP, Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasına karşı kampanya yürütmüştü. Brexit kararının alınmasının ardından ise müzakerelerde daha fazla söz hakkı ve İskoçya’ya bazı alanlarda ayrıcalık tanınmasını talep ediyordu. May hükümetinin bu taleplere sıcak yaklaşmaması nedeniyle İskoçya bölgesel parlamentosu mart ayında ikinci bir bağımsızlık referandumu tasarısını onaylamış ve Londra’daki merkezi hükümete referandum izni vermesi için resmi talebini iletmişti.

TARTIŞMASIZ GALİP CORBYN

Erken genel seçimin en büyük galibi ana muhalefetteki İşçi Partisi ile lideri Jeremy Corbyn oldu.

2015 yılında parti liderliğine seçildiğinden beri ana akım medyanın ve parti içi muhalefetin baskısı altındaki Corbyn, kazandığı başarıyla kendisine yakıştırılan “seçilmesi imkansız siyasetçi” nitelemesini yıkmış oldu.
Corbyn partisinin oyunu yüzde 10 artırırken milletvekili sayısını da 232’den 262’ye çıkardı.

İktidar partisini "ayrıcalıklı azınlık" için çalışmakla eleştiren Corbyn, seçim kampanyasını "azınlık değil çoğunluk için" sloganıyla yürüttü. May'in kampanyasında kendisini hedef almasına ve kampanyayı şahsileştirmesine karşın Corbyn, kendi kampanyasını daha çok halkın gündelik sorunları üzerine inşa etti.

Corbyn'in kampanyasında yılda 9 bin sterlini bulan öğrenci harçlarını kaldırmak, sağlık sistemine ilave bütçe ayırmak, yüksek gelirlileri vergilendirirken düşük gelirlilerin aldıkları hizmetlere yatırım yapmak, demiryollarını ve enerji şirketlerini kamulaştırmak gibi vaatler öne çıkmıştı.
Seçim kampanyasında halkla buluşmaktan kaçınan ve televizyonlardaki liderler tartışmalarına katılmayan May’in aksine Corbyn ülke çapında mitingler düzenledi ve tartışmalarda yer aldı.


Bu haber toplam 173 defa okunmuştur
Birleşik Krallık'ta Sandıktan Belirsizlik Çıktı Haberi

YORUMLAR
Bu Habere Yorum Yapılmamış.
DİĞER HABER BAŞLIKLARI
KIBRIS GÜNDEMİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2008 - 2015 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Mail : info@kktcmedya.com | Yazılım: Doğru Ajans